Üç aylarımız ve kandil gecelerimiz…

Üç ayların müjdecisi mübarek Regaib Kandili’nizi Netpano.com olarak tebrik eder, hayırlara vesile olmasını dileriz.

Yeryüzünün her yeri fazilet ve kutsiyette eşittir. Çünkü her yeri ve mekanı yaratan Rabb’imizdir. Ancak üç mekan müstesna.



– Mekke’deki Kâbe’yi içine alan Mescid-i Haram. Medine’deki Mescid-i Nebi ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa… Buralar yeryüzünün en kutsal mekanlarıdırlar… Buralarda kılınan namazla, yapılan ibadet ve iyilikler başka yerlerle mukayese edilemeyecek özellik ve üstünlüğe sahiptir. Bu sebeple yeryüzünün herhangi bir yerinden bir başka yerdeki mescide daha makbul olur diye ibadet etmek için gidilmeye gerek duyulmayabilir. Çünkü yeryüzü mescitleri fazilette ve kutsiyette eşittirler. Ancak bu üç mescit öyle değildir. Uzaklardan buralara gitmek için yola çıkılabilir. Çünkü bu üç mekan mekanların en üstünüdür…

Mekanların bazıları böylece bazılarından üstün oldukları gibi, zaman dilimlerinin bazıları da bazı zaman dilimlerinden daha mübarek ve üstündürler. Nitekim bazı aylar, günler, geceler var ki ötekilerden sevap ve faziletçe üstündürler. Bir bütün olarak üç ayların bütünü böyle olduğu gibi özellikle kandil geceleri, Ramazan ayı, Kadir Gecesi, cuma günü gibi mübarekliği ayet ve hadislerle sabit olan günler bunların başında geliyor.

İşte bir daha erişme mutluğunu yaşadığımız üç aylar da öteki aylardan üstünlüğe sahip zaman dilimleri olarak bizi kucaklamış bulunmaktadır.

Recep ayı ile başlayıp Şaban ayı ile artarak devam eden sevap yükselmesi, Ramazan ayında en üst dereceye ulaşır, Kadir Gecesi’nde ise üç aylar boyunca kendini hazırlamış olan mümin İlahi affa tam nail olacak bir ruh haline yükselebilir. Hatta bayramda da kendine yeniden bir beyaz sayfa açarak devam etme bahtiyarlığına da ulaşabilir.

Böyle bir beyaz sayfa açmak mümkün mü? Hiç şüpheniz olmasın. Çünkü Rabb’imiz kulunun cehennemde azap görmesinden değil, cennette mutlu olmasından memnun oluyor. Bunun için de sebepler, tabiri caiz ise bahaneler hazırlıyor, bazı mekanları, bazı zamanları diğerlerinden üstün kılıyor ki, insanlar bu vesilelerle birazcık kendilerine çekidüzen versinler, yeni bir hamle ve teşebbüsle dini hayatlarında aşk duyup şevk kazanarak cennete layık hale gelsinler.

Bundan dolayıdır ki Efendimiz (sas) Hazretleri, üçayların başlangıcı olan Recep ayında oruçlarını, namazlarını bilcümle ibadetlerini çoğaltmış, Şaban ayında ise bu artışı biraz daha artırarak bir kat daha ileriye götürmüş, böylece de ümmetini Ramazan’daki umumi affa girecek bir örneği bizlere fiilen böyle göstermiştir.

Onun için bu ay içinde içten gelecek samimi tevbe, istiğfarlarla daha fazla ibadet edilir, oruç tutulur, hayır hasenatta ilerilere gidilir. Hatta kaza namazları varsa kılarak tümüyle bitirmeye niyet edilir. Ta ki Ramazan’daki umumi affa girmeye layık hale gelsin…

Kandil geceleri bizlere bir nefs muhasebesi yapma fırsatı veriyor, dini hayatımızı biraz daha ileriye götürme azmi kazanmamızı talim ve telkin ediyor…

Hal böyle olunca biz müminlere düşen en önemli görev de Sevgili Peygamberimiz’in izinden giderek Cenab-ı Hakk’ın kurtuluşumuz için gönderdiği bu günleri kadrine layık bir şekilde değerlendirmek.

Yazımızı Efendimiz’in Recep ve Şaban ayları boyunca tekrarladığı duasıyla bağlayalım izin verirseniz: – Allah’ım mübarek kıl bize Recep ve Şaban’ı; affımıza vesile eyle ulaştıracağın Şehr-i Ramazan’ı.


AHMED ŞAHİN


————————————————————–









Yılın en kârlı Üç ayı başlıyor
Aklı olan insan, ömrünü Allahu Teâla’ya hakkıyla kulluk etmekle geçirir, imanla yaşamanın ve imanla son nefesi vermenin, böylelikle “ahirette sultan olmanın” yollarını arar. Cenab-ı Hak biz kullarına bazı günlerde, aylarda, vakitlerde husûsi ikramda bulunmakta, af ve mağfiret kapısını açmaktadır. İşte o vakitlerde zamanı çok iyi değerlendirmemiz ve âhiretimiz için kârlı ticaret yapmamız lazımdır.


Cenab-ı Hak lutfetti bu sene de üç aylar diye bilinen, Recep, Şaban ve Ramazan’ın ilk günlerine kavuştuk. Bu gece Regaib Gecesi’ni idrak edeceğiz. Bu gece ve diğer mübarek geceler duâların makbul olduğu gecelerdir. Sevgili Peygamberimiz (asm), bu mübarek gecelerde yapılacak duâlar için şöyle buyurmuştur:


“Beş gece vardır ki, onlarda yapılan duâlar geri çevrilmez. Bunlar:


Receb’in ilk Cuma gecesi (yâni, Regaib gecesi),


Şa’bân’ın on beşinci gecesi (yani, Berat gecesi),


Cuma geceleri,


Ramazan bayramı geceleri,


Kurban bayramı gecesi’dir.” (Câmiü’s-Sağir, c.3, s. 454)


Bu geceden itibaren mübarek geceler peşpeşe gelecektir. Receb-i Şerif’in 27. Gecesi Mi’rac Gecesi’dir. Şaban ayının on beşinci gecesi Berat Gecesi’dir. Ramazan-ı Şerif’in son on gününde (Ma’ruf olan şekliyle 27. Gecede) “Kadir Gecesi” vardır.


Bu kârlı ticaret mevsimi bizler için bir fırsattır. Günahlardan kaçmak, kendimizi “Allah’a hakkıyla kul olmak üzere yetiştirmek”, kötü huylardan vazgeçmek, günahlardan kaçınmak, fakir fukaraya ve mücahitlere yardım etmek için bir fırsat…


Bu üç ay boyunca bol bol Kur’an okumalı, Kur’anla haşir neşir olmalı, Kur’andan ezberler yapmalıyız. İbadetlerimize dikkat etmeli, bol bol sadaka vermeliyiz. Hemen yanıbaşımızda mağdur, mazlum kardeşlerimiz var. Elimizdeki imkanları o kardeşlerimiz için seferber etmeliyiz. Dünyanın dört bir yanında İ’la-yı Kelimetullah için cihad eden yiğitler için kavlî ve fiilî duâlarda bulunmalıyız.


Dört ayda (Zilhicce, Muharrem, Safer ve Rebi-ül evvel) muharebe etmek haram kılınmıştır. Ama kâfirler harb ettiği takdirde, bu aylarda da muharebe helaldir. Bakara Suresinin 194. Âyetinde “hurumat kısastır” buyrulmaktadır. Yani Müslümanlara kısas hakkı tanınmıştır. Kâfirler ne yapmışsa, Müslümanlar da savaşta onlara aynısını yapabilir. Bu hak onlara tanınmıştır. Mübarek üç aylarda Müslümanlara dünyayı zindan etmek isteyen kâfirlere bu hususu da hatırlatırız.


Dünyanın ömrü yanında insan ömrü çok kısadır. Hele Âhiret hayatının yanında bu dünya hayatı için “göz açıp kapamak kadar” demek bile fazla bir zamanı ifade eder. İşte bu kadar kısa zaman içerisinde, ebedî saadeti kazanmak fırsatı ayağımıza gelmiş durumda. Bu fırsatı da kaçırırsak, gafil davranırsak, işte o zaman, “Zarara kendi rızasıyla girene merhamet nazarıyla bakılmaz” hükmüne dahil oluruz.


İşte “güzel insan”, “adam gibi adam” olmak; fakir fukarayı ve mazlumları sevindirmek için elimize geçmiş bir fırsat. Bu geceden başlayarak bu imkanın ve fırsatın kadrini bilelim.


Burhan Bozgeyik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir