Üçüncü Dünya Savaşında Biz Türkler

Metal Fırtına’nın yazarlarından Burak Turna çıkardığı Üçünçü Dünya Savaşı isimli kitapla 300 bin satış rakamına ulaşmış durumda.Türkiye’de “en fazla para kazanan yazarlar” listesinde. Soner Yalçın’dan sonra geldiği iddia edilen Turna ise kazandığı paranın abartıldığını düşünüyor. Kendisiyle yaptığım sohbette, eline Metal Fırtına’dan sadece 100 milyar geçtiğini, bunun da vergilerle 50-60 milyara düştüğünü söyledi ve ardından da şunu belirtti; hâlâ zengin olamadım.



Türk halkının magazin tutkusu yavaş yavaş biçim değiştirdi Türkler artık mankenlerden değil “derinlerden” hoşlanıyor. Burak Tuna bence bu sevgi değişimini zamanında fark etti ve Metal Fırtınayı yayınladı. Çoluk çocuk bu kitabın içine gömüldük. Sevgi dolu tezahüratların yanında ağır eleştirilere de uğradı kitabın yazarları. İkinci çalışmada yazarlar yollarını ayırdı ve ayrı ayrı yazmaya başladılar. Burak Turna,Üçüncü Dünya Savaşını yazdı, o bu kitabından da Metal Fırtınadaki gibi büyük bir tiraj bekliyor. Ama bir dezavantajı var, başta yalnız başına çıktığı yolculuğa mitos bölünmeyle çoğalmışçasına bir sürü yoldaşı eşlik ediyor; her taraf derin devlet kitaplarıyla doldu.


Burak, elinde Metal Fırtına dosyası ile Timaş yayınlarına gelince, yetkililerden bu kitabın 500 bin basılmasını istemiş, gün görmüş editörler Türk okurunu iyi bildiklerinden bunu makul bulmamışlar. Ama kitap Türkiye’de teskere krizi yaşanınca birden satış patlaması yaşamış. Şimdi ise Üçüncü Dünya Savaşı’ndan aynı sonucu bekliyor yazar. Şu aralar hazırladığı son kitabı ‘Sistem A’ nın ise daha farklı bir konsepte olacağını söyledikten sonra şunu ekliyor; kitabı anlamayacak olanlar almasın! ( kitabı satın aldırtmak için kurulmuş kışkırtıcı bir cümle gibi geldi bana)


Üçüncü Dünya Savaşı, Metal Fırtına’dan daha akıcı ve bütünlüklü. Kitabı, iki kişi yerine bir kişinin yazmasının bu düzeni sağladığını düşünüyorum. Kitabı okuduğunuzda tanıdık isimlerle karşılaşıyorsunuz, bu bence hoş bir sürpriz. Hem tarih hem de komplo buluyorsunuz yani. Örneğin Kitaptaki Alman hükümetinin en sivri bakanın ismi Adolf, Alman Silahlı kuvvetlerindeki diğer bir isimde Göbel (Nazi Almanya’sına gidip geldiniz değil mi?) Kitaptaki Türk timinde de Cem Erseveri çağrıştıran Cem isimli biri var.



Kitapta üçüncü dünya savaşına zemin hazırlayan Amerika, Çin ve AB eksenli gerilimler mevcut. Türkler açısından sıkıntılar, Almanya’daki Nazilerin gurbetçi Türklere saldırmalarıyla başlıyor.Avrupa’nın Katolik ve Protestan havzasında giderek yükselen Neo-Nazi hareket, Türkler, ve Afrikalılar başta olmak üzere tüm yabancı unsurlara karşı düşmanca faaliyetlere girişiyor. Hareketlenen Rusya, Avrupa içlerine doğru ilerliyor. Kitapta, bu gidişata kayıtsız kalamayan Türkiye, kilit bir hareketle savaşın gidişatına yön veriyor. Söylemeden edemeyeceğim, kitapta uzay da var. ABD’nin bir göktaşını uzayda bombalaması savaşı uzaya çekmiş. Verilerini gizli gerçeklerden alan Turna’nın bu yaklaşımı da hoş bence, ABD’nin gizli bir takım denemeler yaptığını biliyoruz. Son uzay mekiğinin de – Endauver- böyle bir denemeden sonra dönüş yapılırken düştüğünü hatırlatırım . Kitapta ABD’nin ve Çin’in, yeni teknolojiyle donatılmış uzay araçlarının arasında bir uzay savaşı patlamak üzere. Dünyaya yön vermeye çalışan ezoterik örgüt ölüm kardeşliği ise tahrikleriyle dünyayı çekiştirerek felakete götürüyor.


Kitap her ne kadar bir dünya savaşının başlangıcını anlatıyorsa da bana en ilginç gelen kısmı bu gerginlikler değil. Türk ordusunun ölmüş olarak kabul ettiği “Bölüm 18” olarak adlandırılan timin dünyanın her yerine operasyona gidip, Türklerin haklarının korumak için intikam mücadelelerine girmesi. Buna bayıldım! Şimdiye kadar ASALA terör örgütü için bu tür projeler yapan Askeri kuvvetlerimizi, kitapta ABD’nin ortasında bir yerde operasyon yaparken görüyoruz. Yine 1200 kişilik bir Türk timi Almanya’da Nazilere karşı Ruslarla birlik olup çarpışıyor. ABD’de operasyonlar yapan Türk timi Almanya’daki Nazi liderlerinin toplantısının basarak (Abdullah Çatlı’nın ASALA liderlerine yaptığı gibi) herkesi öldürüyor, sadece diğer liderlere göre daha ılımlı olan kişi sağ bırakılıyor ve lider ilan ediliyor. Böylece Nazi harekatı sağduyulu bir yöne çekilmiş oluyor.


Kitap mistizme de bulaşmış; İllumanite, Okültizme, ezoterika sizi karşılamak için hazır. Aytunç Altındal’ın kulaklarını burada çınlatmak gerek. O aynı Turna’nın yazdığı gibi bu gizli ilimlerin ABD tarafından sıkça kullanıldığını savunur. Biz kitabımıza dönelim;yazar, mistik güçleri kullanan ABD’deki Evangelist yöneticilerin, mistik güç yöneticileri ile olan savaşlarından bahsetmiş. Kurguda Hindistanlı bir keşiş,Hindistan’dan Mardin’e gelip buradaki kilise yöneticilerine Türkçe ve Aramice bilmediği halde dünyayı gizli ilimlerle karıştırmaya çalışan ABD’ye karşı nasıl bir savaş politikası izleneceğini anlatıyor. Hindistan’dan gelen bu gizemli keşişin konuşmaları Türk Başbakanı’na aktarılıyor. Ve Türk hükümeti eldeki verileri birleştirip ABD’nin neler yapmak istediğini ortaya koyuyor.


Kitabı anlamak için derin konulara meyilli olmak şart değil ama meyilliyseniz kitap daha eğlenceli bir hal alıyor. Hangi olayla hangi gerçeğe gönderme yapılmış hemen anlıyorsunuz.. Komplolara ve uluslararası politik hareketlere meraklıysanız Üçüncü Dünya Savaşını okumanızı tavsiye ederim.


Dünyadaki uluslararası dengeleri gözlemleyen kişilerin dudaklarından da duyabileceğimiz bu senaryoyu, kurguya döken Burak Turna, kitapta geçen askeri terminolojiyle olaya ne kadar vakıf olduğunu ispatlamış. Ona sıkça sorulan, “bilgi kaynakların neler” sorusunu ben de sordum. O da hem askeri terminolojiyi hem de bilgileri internet sayesinde edindiğini söyledi. Kitabınızla ilgili size ordudan ya da resmi yerlerden bir dönüş oldu mu diye sorduğumda ise, beni, ordu yetkililerin kendisini hiç aramadığını söyleyerek yanıtladı.Harp okullarında en fazla okunan kitaplar arasında Metal Fırtına’nın olması bu cevabı sizce de düşündürücü bir hale sokmuyor mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir