UYKU TAKLİDİ YAPANLAR UYANDIRILAMAZ

Hayır kaldırımdan yürüyemezsiniz! Barbar bir Asyalısınız çünkü. Hindistan’dan Güney Afrika’ya getirilmeniz karşılığında beş yıllık bir köleliğe razı oldunuz. Başınızı topraktan kaldırmayın. Daha çok şeker, daha çok kömür, daha çok elmas çıkartmaya çalışın.
Teniniz zencilerden birkaç ton açık diye sakın önderlik yapmaya kalkmayın onlara. Bir araya gelip beyazlara meydan okuyacağınızı mı sanıyorsunuz! İliğiniz kuruduktan sonra Hindistan’a geri dönebilirsiniz. Kalmak mı istiyorsunuz burada? Neden olmasın! Ömür boyu sürebilir köleliğiniz. İşyeri mi açmak istiyorsunuz? Çiftçilik mi yapacaksınız? Toprak alıp satma gibi bir düşünceniz mi var? Unutun bunları. Fakat saat dokuzdan sonra sokağa çıkarken pasaportunuzu yanınıza almayı unutmayın, soracaklar. Hem ne çok evleniyor, ne kadar çoğalıyorsunuz. Artık yalnız Hıristiyan dinine yapılmış nikâhlar yasal olacak. Bir de oy verme isteğiniz var, ne tuhaf! Bunun için hem özgür hem varlıklı olmalısınız. Kraliçe Viktorya’nın gölgesi, hem cüret hem 250 pound istiyor sizden. Şu gezi özgürlüğü talebinizi de unutmayalım. Sizin güvenliğinizi düşünüyoruz. Çok gezen çok yanılır. Sakın yanlış yapmayın. Hey bayım Avukat olmanız mahkeme salonuna Hint sarığıyla girme hakkı vermiyor size. O komik giysiyi derhal çıkarın! Ya siz! Birinci mevki biletiniz var diye birinci mevkide seyahat yapacağınızı mı sanıyorsunuz! Gandhi mi adınız? Avukat mısınız! Birinci mevkiden hemen ayrılın!

Medeniyet, ne de olsa birinci mevkide seyahat ediyordu. “Olsa iyi olurdu!” demişti Gandhi, “Batı medeniyeti hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorulduğunda. Halbuki daha dündü, üzerinde İngiliz ceketi, bir gemiyle yola çıkmıştı Bombay’dan. On sekiz yaşındaydı. Londra, silindir şapkalar, çizgili pantolonlar, ipek gömlekler, gümüş saplı bastonlar ve deri eldivenlerle karşılamıştı onu. Tepeden tırnağa yenilemişti kendini genç Hintli. Bir İngiliz asilzadesi gibi olmuştu. Çocukluk günlerinde arkadaşlarının söylediği “Gör güçlü İngiliz’in / Küçük Hintliyi nasıl yönettiğini / Çünkü o yediği etlerle / Beş arşın uzunluğunda” manisini hatırladı. Beş arşındı artık boyu. Bir elbise ısmarlamak için on, dans öğrenebilmek için üç pound verebilirdi artık. Piyanoyu denedi, olmadı. Kemanı denedi, çok geçmeden sattı. Hitabet dersleri aldı. İngilizce’nin yanına Fransızca’yı koyduysa da, kalbiyle dilini yan yana getiremedi bir türlü. Gizli gizli et yiyerek güçlü olmayı denemişti ilk gençlik yıllarında. Et yine çağırıyordu onu. Çok ısrar ettilerse de perhizini bozmadı. Hintli olduğunu hatırladığı zamanlar kıpır kıpır oluyordu içi. Tahsilini bir an önce tamamlamalıydı. Okulunu Hintli olduğunu hatırladığı bir günde bitirdi ve İngiliz ceketini gardıroba asıp, Hintli kölelerin hakkını savunmak için Güney Afrika’ya gitti.

Ah! “Bir insanı, ancak gerçekten uyuyorsa uyandırmak mümkündü. Ama uyumuyor da uyku taklidi yapıyorsa, ne kadar çaba sarf edilse de boştu!” Gandhi, köle olarak yaşayıp özgürlük taklidi yapanları nasıl yola getirebileceğini düşünüyordu Güney Afrika’ya giderken. İlk adım: Hintliler kucakladılar bu genç avukatı. “Önderimiz ol!” dediler. Gandhi sorumluluktan değil maaştan kaçtı. Ve ilk dilekçesini verdi Hintliler Natal Hukuk Meclisi’ne seçim hakları için. Peşinden İngiliz Sömürge Bakanlığı’na yüz bin imzalı bir uyarı gönderdiler. Bir teşkilat kurdu Gandhi, Natal Hind Kongresi’ni toplamak için. Hintlilerin sağlık ve eğitim meselelerine el attı sonra. Hindistan’a gidip konferanslar verdi, Güney Afrika’yı anlattı orada. Dönüşte karantinaya alındı Gandhi’nin bindiği gemi. İçinde ailesinin de bulunduğu 800 Hintli 23 gün Güney Afrika’ya sokulmadı. Hükümet geri dönmesini istedi geminin Hindistan’a. Uzun tartışmalardan sonra karaya çıktı yolcular. Yorgun adımlarla yürürken Gandhi’nin üzerine çullandılar. Linç bir polis müdürünün eşinin çabalarıyla önlendi. Fakat ertesi gün kaldığı ev kuşatıldı yeniden beyazlar tarafından. İstenmiyordu Gandhi.

Bütün Hintlilerin parmak izlerinin alınmasını öngören bir kara kanun hazırladı hükümet. Gandhi, bir miting düzenledi beyazların yüreğini oynatan. Yemin etti binlerce dudak kara yasaya karşı. Direneceklerdi, fakat silahsız olarak. İşte ilk kez o zaman hapse girdi Gandhi. İlk kez o zaman özgürlüğün simgesi olan pelerinini sırtına geçirdi. İngilizlerden korkmuyordu o. Yok oluşa götürecek tehlikeler başkaydı: “İlkesiz siyaset, vicdanı hiçe sayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlaktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisinden yoksun bilim, fedâkarlıktan mahrum bir din anlayışı.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir