Vakıflar Yasası’nda Ayasofya tartışması

Mazbut ve mülhak vakıfların taşınmazlarının iadesine imkan tanıdığı iddia edilen düzenlemeler Vakıflar Yasa Tasarısı’ndan çıkarılırken, cemaat vakıflarının taşınmazları konusunda değişiklik yapıldı.

TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen tasarıda, cemaat vakıfları ile mazbut ve mülhak vakıfların taşınmazlarının iadesine ilişkin düzenlemeler uzun süre tartışıldı.

Tasarıda geçici maddeler olarak düzenlenen ’’ölüm, kayıp, terk ve mübadil gibi durumları nedeniyle son mirasçı sıfatıyla tapuda hazine adına tescil edilmiş ve çeşitli nedenlerle Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kaydedilmiş mazbut ve mülhak vakıflara ait taşınmazların, herhangi bir hüküm ve karar aranmaksızın vakfı adına tescil edilmesine’’ ilişkin 2 madde, uzun süren tartışmaların ardından tasarıdan çıkarıldı.

CHP Niğde Milletvekili Orhan Eraslan, bu düzenlemelerle, mübadeleyle Hazine’ye geçen mallar ve Osmanlı hanedanından kişilerin kurduğu vakıflarla ilgili düzenleme yapıldığını belirterek, geçmiş düzenlemelerin yok edilmek istendiğini savundu. CHP Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç da ’’Bu düzenlemelerle Lozan resmen deliniyor’’ dedi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Nuri Saygun ise devlete geçmiş malların bir başkasına iadesi için hak verildiğini ileri sürerek, bunun, AB dayatmasıyla yapıldığını söyledi. CHP’li milletvekillerinin, bu durumda ne kadar mal olduğu sorusunu yanıtlayan İstanbul Vakıflar Bölge Müdürü Adnan Ertem, düzenlemenin mübadeleyle ilgisi olmadığını ifade ederek, 1983 yılına kadar bu tür taşınmazlarda sorun yaşanmadığını, vakıf şerhinde bulunanların vakıfları adına tescil edildiğini, ancak 1983 tarihinden sonra Maliye Bakanlığı’nın ilgili yasayı farklı yorumlamasının ardından sıkıntı doğduğunu anlattı.

Ertem, bu taşınmazlar konusunda Maliye Bakanlığı ile davalık olduklarını bildirdi. Maliye Bakanlığı temsilcisi de düzenlemelerin kabul edilmesi halinde, hak talebinin ’’Cumhuriyet öncesi döneme kadar yaygınlaşabileceğini’’ söyledi.

-’’2 VAKIF, 27 BAŞVURUDA BULUNDU’’-

Komisyonda milletvekillerinin, AİHM’de vakıfların açtıkları davalarla ilgili sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanlığı temsilcisi, bir hafta öncesine kadar 2 vakfın davasının olduğunu, ancak geçen hafta içinde 2 vakıfın daha 27 ayrı başvuruda bulunduğunu bildirdi. Komisyon Başkanı Köksal Toptan’ın, ’’Niye bu konu sadece Türkiye ile ilişkilendiriliyor. Yunanistan da AB üyesi…Yunanistan’ın ihlalleri hatırlatılmıyor mu?’’
sorusu üzerine Dışişleri Bakanlığı temsilcisi, Türkiye’nin bu konuyu uluslararası platformda dile getirdiğini söyledi. Yunanistan’ın vakıflarla ilgili yasal düzenleme ve uygulaması hakkında Komisyona bilgi veren Dışişleri Bakanlığı temsilcisi, Yunanistan’da vakıf malı üzerine spor tesisi yapılan Emirler Tekkesi’nin, yargı yoluna başvurduğunu ifade etti.

Bunun üzerine, CHP’li Eraslan, ’’Tasarı bu şekliyle çıkarsa, 27 olan başvuru 27 bine, 127 bine çıkar. Bunun önünü alamazsınız. Geçmişe dönük kompartıman özgürlüğü yaratırsanız, ülkenin üniter yapısına zarar verilir’’ dedi. Yunanistan’da bir milletvekilinin, ’’Gökçeada milletvekili’’ olarak kartvizit bastırdığını ifade eden Eraslan, 1974 yılında vakıf mallarıyla ilgili Yargıtay kararının doğru olduğunu kaydetti. AK Parti Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut, Yunanistan’ın Türkiye için haklar konusunda ölçüt olamayacağını belirtti. Tartışmaların ardından, her iki madde de tasarıdan çıkarıldı.

-’’SAÇMALAMA’’ TARTIŞMASI-

Cemaat vakıflarının 1936 ve sonrasında edindikleri taşınmazları kendi adlarına tesciline imkan tanıyan değişiklik önergesine karşı çıkan CHP’li üyeler, azınlıkların mülkiyet hakkına dair bir sınırlama bulunmadığı görüşünü dile getirerek, düzenlemeden vazgeçilmesini istedi. CHP Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık, taleplerin durmayacağını ve Ayasofya’ya kadar uzanacağını söylemesine Başbakan Vekili, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin tepki gösterdi.

Şahin, ’’Ayasofya’yı bu önergeyle veriyorsunuz’’ diyen Küçükaşık’a, ’’Saçmalamak parayla mı? Ayasofya’yı veriyorsunuz demek saçmalamaktır. İstismar ediyorsunuz, ayıp ediyorsunuz?’’ diyerek tepki gösterdi. Şahin, Ayasofya’nın tapu kayıtlarını Meclis’te gazetecilere gösterdiğini hatırlatarak, Ayasofya’nın, cemaat vakıflarıyla hiçbir ilgisi olmadığını söyledi. Şahin, 1936 Yılı Beyannamesi’nde 35 vakıf üzerine kayıtlı mal olduğunu ve bunların halen kullanılmakta olduğunu belirterek, ’’Onların olmayan hiçbir şeyi vermiyoruz’’

Getirilen düzenlemeyle, 1974 yılında bir yargı kararıyla hazineye geçen malların geri verileceğini ifade eden Şahin, ’’Bir yanlışlık yapılmış ve bunu düzeltiyoruz ve bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin yüceliğini gösterir. Türk vatandaşlarının böyle bir sorunu olmamış ama gayrimüslimlere zaman zaman sıkıntılar yaşatmışız. Bunu da söyleyelim. Böyle bir düzenleme gereklidir’’ görüşünü kaydetti.

-35 KAYITLI TAŞINMAZ-
Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, milletvekillerinin sorusu üzerine, ’’namı müstear’’ ve ’’namı mevhum’’ olarak kayıtlı taşınmaz sayısının 35, hazineye geçenlerin 124, Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilenlerin ise 28 olduğunu söyledi.

Beyazıt, AB uyum yasalarının ardından 121 vakfın 1262 taşınmaz için başvurduğunu, bunlardan 364 taşınmazın vakfı adına kaydedildiğini, ancak 898’inin ise kamu kurumları ile gerçek kişiler adına kayıtlı olduğu için reddedildiğini bildirdi. Yapılan tartışmaların ardından cemaat vakıflarına ilişkin düzenlemede değişiklik yapılarak, adına tescil edilecek taşınmazlar için 1936 Beyannamesi ve tasarrufunda bulunma koşulu getirildi.

Buna göre, 1936 Beyannamesi’nde kayıtlı olan ve halen bu vakıfların tasarrufunda bulunan ’’namı mevhum’’ ve ’’namı müstear’’ adına kayıtlı mallar ile 1936 Beyannamesi’nden sonra cemaat vakıfları tarafından satın alınan ve 1974 yılında Hazine ve Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmiş ya da halen vasiyet eden ya da bağışlayan adına kayıtlı olan mallar, düzenlemenin yürürlüğe girmesini izleyen 18 ay içinde başvurmaları halinde cemaat vakıfları adına tescil edilecek.

Bu düzenlemeyle, AB sürecinde AİHM nezdinde açılmış olan ve açılması muhtemel davaların önüne geçilmesinin amaçlandığı belirtilirken, ancak hazine adına tescil edildikten sonra üçüncü şahıslara geçen malların iadesine ilişkin bir hüküm yer almıyor. Tasarının, gelecek hafta TBMM Genel Kurul gündemine alınması bekleniyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir