Yalancının mumu….

Mantıkçıların bugüne kadar çözemedikleri bir paradoks vardır: “Bütün Giritliler yalancıdır. Ama bu sözün sahibi de Giritli.” O zaman bu ifade doğru mu, yalan mı?

Papa 16. Benedict, İslam ile akıl arasında bir bağ olmadığını söylemiş. Aslında Papa’nın böyle düşünmesinde şaşılacak bir şey yok. Zira Haçlı Savaşlarını başlatan papanın adını kendisi için seçen bir kişinin böyle bir açıklama yapması gayet normal; zira onun dünyasında zaten akla yer yok. Haçlı savaşları sırasında Müslüman eti yiyen insanların cennete gireceğine inanılıyordu. Sadece İslam dünyasını yakıp yıkmakla kalmamış, o dönemde Ortodoksların elinde olan İstanbul’u da harabeye çevirip yağmalamışlardı. Asırlarca mezhep savaşlarında yüz binlerce insanın kanını döken de yine aynı zihniyet. Hıristiyanlık dünyası, bir zamanlar akla tamamen sırtını çevirip cehalet denizinde yüzmüş; toplumu karanlıklara gömmüştü. Aynı toplum, daha sonra aklı putlaştırıp bencillik içinde, menfaat uğruna insanları boğazlamaya devam etti. Nitekim 20. yüzyıla damgasını vuran iki tane dünya savaşı da yine aynı dünyanın eseri. Avrupa’nın ortasında, yüz binlerce Bosnalı, Kosovalı Müslümanı katleden Avrupalı Hıristiyan dünyası değil mi?

İslam ise adından anlaşılacağı üzere barış dini. Ve akla en büyük değeri vermiş. Nitekim Yüce Allah, insanları, kendisini anlamaları için yaratmış. Akılsız bir anlama olabilir mi? Nitekim Kuran-ı Kerimde tam 750 ayette akla ve düşünmeye vurgu yapılmış. Akıl sahibi bir insan, böyle bir dinin akıldan uzak olduğunu söyleyebilir mi? Müslümanlar, elbette aklı kullanmışlar, ama aynı zamanda, ilahi kaynaklardan beslenen irfan ve vicdanlarını da devreye sokarak, ilim, sanat ve merhamet timsali bir medeniyet kurmuşlar. Bağdat’ta, Semerkant’ta ve Endülüs’te başlattığı ilim seferberliği ile tüm dünyayı aydınlatan, İbni Sina, Farabi, Tusi, Alı Kuşçu, Gazali, Mevlana ve Muhyiddin Arabi gibi nice dehaları yetiştiren İslam dünyası. Asırlar boyu çok sayıda farklı etnik ve dini grubu bünyesinde barındıran, zulme uğrayanların sığınağı olan da sadece İslam dünyası…

Papanın böyle konuşmasında şaşılacak bir şey yok aslında. Fakat asıl bizi şaşırtan, bizdeki bir kısım aydınların tavrı. Mesela Hürriyet gazetesinde bir köşe yazarı, üstelik de diplomat kökenli biri, papanın doğru düşündüğünü yazıyordu. Bunu yazarken de Batılı bir kaynaktan aktarmalar yapıyor. “Serbest düşünce taraftarı Mutazilitler” şeklinde bir ifade geçiyor burada. Cehalete bakın ki, burada geçen tabirin “Mutezile” olduğunun bile farkında değil. Kendi kültürüne o kadar uzak ki, Batılının yazdığı her şeyi harfiyen aktarıyor, üzerinde herhangi bir düşünme veya eleştiri gereği duymadan…. Yine aynı gazetede bir haber: “Devlet hastanesinde önce öğlen namazı kıldılar, sonra Cuma namazı” Böyleleri için ancak, “Allah akıl-fikir versin” diye dua edilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir