YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK

Hrant Dink cinayeti ve Malatya’da meydana gelen hunharca katliamlar, yangına körükle girmenin tetiklediği olaylardır. Burada suçu bilfiil işleyenler, yani tetikçiler çok önemli değil. Esas faktör, bunlara zemin hazırlayan sebeplerdir. Öncelikle de “Türkiye’de en büyük tehlike irticadır” diyen laikçiler ve “ülke ve din elden gidiyor” diyen ulusalcılar bu zemini hazırladılar. Bu tür mesajlarla insanların şuuraltına ezilmişlik ve intikam tohumları eken propagandalar, ülkemizi gereksiz yere germiştir.

. “Hepimiz Ermeni’yiz” veya “Hepimiz Hıristiyan’ız” diye bağıranlar da aslında bilerek veya bilmeyerek bu yangına körükle gidiyorlar.
Dün Çanakkale’de, kendisine kurşun sıkan düşman askerini tedavi eden, onunla ekmeğini paylaşan Anadolu delikanlısı, bugün gözünü kırpmadan cinayet işleyebiliyorsa, bunun sosyal ve kültürel sebepleri üzerinde düşünmek gerekiyor.
Hayatlarında hiç camiye gitmeyen ve Müslümanlarla en ufak bir diyalogu olmayan kimselerin birdenbire ülkenin sahipliğine soyunması ilginç değil mi? Türkiye’de dinin elden gittiğini, ülkenin her tarafında kiliseler kurulduğunu iddia ederek insanları tedirgin ederek topluma negatif elektrik yüklüyorlar bunlar. Tıpkı “terörle mücadele ediyorum” diyerek Afganistan ve Irak’ta bugüne kadar görülmemiş terör odaklarının oluşmasına sebep olan ABD’nin yaptığı gibi… Nitekim Irak savaşı sonrasında dünyada meydana gelen terör olaylarında ciddi bir patlama meydana geldi. Ve bu yüzden milyonlarca masum insanın kanı aktı. Bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki, Irak savaşının başladığı Mart 2003’ten bu yana global terörizmde ciddi bir tırmanış var. Yine araştırmalar gösteriyor ki, El Kaide ideolojisi., Irak savaşından sonra Londra’dan Kabile ve Madrid’den Kızıl Deniz’e kadar her yere yayılmıştır.

Bir “canlı bomba” kültürü oluşuyor, oluşturuluyor. Yeni Filistin’ler ortaya çıkıyor… Sistemi ortadan kaldırırsanız, insanların en temel hak ve hürriyetini ellerinden alırsanız, haysiyet ve namusları ile oynarsanız, o insanları birer yaşayan ölüye dönüştürürsünüz. Böyle insanların canlı bombaya dönüşmesi kolaydır. Ufacık bir kıvılcım yeterlidir bunun için…
İşte bütün mesele burada. Bataklığı oluşturduktan sonra, sivrisineklerin çoğalmasını önlemek mümkün değildir artık. Bütün mesele bataklığın oluşmasına fırsat vermemektir. Baskılar şiddeti doğurmuş, rüzgar ekenler fırtına biçmişlerdir.

Oysa ülkemizin ve dünyanın en çok da sevgiye, muhabbete ihtiyaç duyduğu bir dönemdeyiz.
Kutlu Doğum haftası münasebetiyle gündeme gelen Sevgili Peygamberimizin sevgi ve hoşgörü iklimine ne kadar da muhtacız!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir