Yargıya Alman Müdahalesi

Alman Vakıfları’nın Türkiye’deki kuşkulu faaliyetleri üzerine eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’in açtığı soruşturma diplomatik baskıyla durdurulmuş.

Türkiye’deki Alman Vakıfları hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde polisin bazı merkezlere baskın yapması üzerine harekete geçen Dışişleri Bakanlığı’nın, Adalet Bakanlığı’nı gizli bir yazıyla uyararak “Alman hükümeti soruşturmadan rahatsız. Vakıflara yönelik soruşturmadan vazgeçilsin” dediği ortaya çıktı


SİYASİ BASKI


BUGÜN’ün ” Hablemitoğlu’nu Alman istihbaratı öldürdü” haberinin yankıları sürerken dönemin DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından sürdürülen soruşturmaya siyasi baskı yapıldığı ortaya çıktı.


Büyükelçi Uğur Ziyal imzalı 25 Aralık 2002 tarihli yazıda Türkiye’deki bazı Alman Vakıfları’na yönelik polis operasyonlarının Alman Hükümeti nezdinde büyük rahatsızlık verdiği, Almanya Büyükelçiği Müsteşarı Dr Gerhard Nourney’in sık sık bakanlığa gelerek rahatsızlıklarını ilettiğine dikkat çekilerek “Malum olduğu üzere Alman Vakıfları köklü ve prestijli kuruluşlardır. Friedrich Ebert Vakfı iktidardaki Sosyal Demokrat Parti’nin, Henrich Böll Vakfı Yeşiller Partisi’nin, Konrad Adenauer Vakfı anamuhalefet Hristiyan Demokrat Birliği’nin Friedrich Naumann Vakfı ise Liberal Parti’nin özerk vakıflarıdır. Bu vakıfların yıllık bütçeleri 200’er milyon DM olup her birinin yüzü aşkın ülkede temsilcilikleri vardır” denildi. Yazıda “Bir yandan Almanya’da uyumlu çalışmalar yürüttüğümüz dernek ve kuruluşlarımız ile diğer yandan terör örgütleri ve kökten dinci kuruluşların olumsuz varlığı gözönüne alındığında Alman siyasi çevrelerinin tümünün tepkisine yol açabilecek gelişmelerin siyasi sorun olmadan çözülmesi yararımıza olacaktır” denildi.


‘SARFİNAZAR EDİN’


Üç sayfalık yazının sonuç bölümünde ise şu görüşlere yer verildi:


“Alman Vakıfları’nın irtibat bürolarının polis tarafından ziyaret edilmelerinin siyasi açıdan iki ülke ilişkilerinde sorun yaratma ve Almanya’daki Türk menfaatlerinin zedelenmesi sonucunu doğurabileceği değerlendirilmekte olup mümkünse bu uygulamadan sarfinazar edilmesinin yararlı olacağı değerlendirilmektedir.”


Casusluk davası


2002 yılında Alman vakıflarına yönelik casusluk iddiaları üzerine açılan davanın iddianamesinde, Konrad Adenauer Vakfı Türkiye Temsilcisi Wulf Schönbohm (yanda) ve yardımcısı Dirk Tröndle, Heinrich Böll Vakfı Türkiye Temsilcisi Fügen Fatma Uğur, Frederich Ebert Vakfı Türkiye Temsilcisi Hans Schumaher, Frederich Naumann Vakfı Türkiye Temsilcisi Wolfgang Sachsenröder, Şarkiyat Enstitüsü Başkanı Claus Schönig ve yardımcıları Astrid Menz ve Börte Sagaster, FİAN örgütü Başkanı Petra Sauerland, FİAN temsilcisi Birsel Lemke, eski İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, Bergama köylülerini temsil eden Oktay Konyar, eski Bergama Belediye Başkanı Safa Taşkın, avukat Senih Özay, Lemke ve Konyar’la bağlantılı çalıştığı bildirilen Özcan Durmaz hakkında, TCK’nın “devletin emniyetine karşı gizli anlaşma” başlığını taşıyan 171. maddesine göre 8 yıldan 15 yıla kadar ağır hapis istendi. Sanıklar beraat etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir