’Yaşlandıkça Allah’a yaklaşıyorum!

Ünlüler Çiftliği’nde Kur’an okuyup ve namaz kılmasıyla gündeme gelen Ahu Tuğba iç dünyasındaki değişimi anlattı. Tuğba, yaşadığı şeyleri şöyle özetledi..

Ahu Tuğba, zihninizde nereye tekabül ettiği kestirilemeyen, eyvallahsız tavrıyla ‘erkeksi’liği elden bırakmayan bir isim. 80’li yıllarda herkesin çocuğunu ekranın önünden kaçırdığı filmlerine bakıp “Ben sinemaya sadece öpüşmeyi getirdim. Şimdi tv’lerde yapılan ahlaksızlık vahimin vahimi” diye şikayet eden de o. Din ile eskiden beri var olan irtibatını şimdi göğsünü gererek söyleyen Ahu Tuğba’ya tuttuğum aynadaki görüntüyü sorgulayacak olan sizsiniz. Ben değil!

Beyazperdeye çıkmadan önceki Ahu Tuğba nasıl biriydi? Çocuk yaşta (14) evlenmek kişiliğinizi nasıl etkiledi?

Çok iyi bir ailenin kızıydım. Hayat standartlarımız üst düzeydeydi. Bir gün babamın bizi bırakmasıyla evimiz yıkıldı. Haciz gelince, kapıcıdan çarşaf alıp parkenin üzerinde yattım; hayata merhaba dedim. İlk eşim çok çirkindi, karga burunlu, sivilceli biriydi. Elini sıktım âşık oldum, ortaokul öğrencisi iken. Ve evliliğimiz ihanetle başladı. Babamın da anneme ihaneti nedeniyle yuva bozulmuştu. Sonra ikinci evlilik de ihanetle sonuçlandı.

Ne kadar sonra? Üstelik dokuz evlilik sığdırdınız hayatınıza…

Bir yıl sonra. Evlendiklerim büyük işadamlarıydı onların gittikleri kadınlar hep sanatçıydı. Babamdan ve eşlerimden intikam almak için filme evet dedim. Kaç kere evlendim, saymam lazım. (Gülüyor)

Beyaz duvaklı nikah sahnelerinde çok hisli oynardınız. Evliliklerde arayıp da bulamadığınız ne?

Güven. O çalışma yoğunluğunda belki evi biraz ihmal etmişimdir. Kadınlar zirvedeki bana bakıp ‘Bunun kocasıysa bunda para vardır.’ deyip kocalarımın peşine düştüler.

Hep ihanet nedeniyle mi ayrıldınız…

Evet, hepsi ihanetle.

Gerçek aşkı bulamadınız yani onca evlilikte?

Hayır bulamadım. Ben filmlerimin dışında ‘seni seviyorum’ diyemedim. 80’li yıllarda adımız çıktı diye devam ediyordu evliliğimiz. Şimdiki nesil başka. Herkesin iki üç flörtü var. Hep tek eşlilik istedim.

Evlendiğiniz hiçbir erkeği sevmedinizse neden o kadar erkekle evlendiniz?

İlk eşim hariç sevmedim, ama diğerlerine alıştım. Evlilik teklifleri hep onlardan geldi. Yanıma kim gelse, asıl yüzümü gördükleri için ‘evlenelim’ diyordu. Hiç kötülük düşünmedim. Boşanırken de hiçbirinden nafaka almadım. Benden sonra evlilik yaptılar, hanımları evlerini boşaltıp gitti. (Gülüyor)

Filmlerinizde de hep 80’li yılların zengin yaşantısının bir parçası olarak vardınız. Böyle kolayca terk edebildiğinize göre zengin misiniz?

Evet, zengin bir ailem var. Hâlâ annemden para alıyorum. Bedestenzâde’lerin kızıdır. Soyumuz Hacı Bayram Veli’ye dayanıyor. Param oldu, ama mutluluk olmadı.

Sizde, hiç âşık olamaz bir kadın imajı gizli. Sanki hep size âşık olunmasını ister gibisiniz…

Keşke âşık olabilsem, keşke karşımdakine inanabilsem. Ne kadar mutlu bir şey! Şimdi gece kulüplerinde 50-60 yaşındaki adamların yanında gencecik kızlar var. Gece alemi gittikçe yozlaşıyor. Keşke doğru dürüst, yüreğinden beni sevebilecek biri çıksa. Hayatımda tek kıskandığım olay bu, komplekssiz bir aşk beraberliği… Masal gibi geliyor. Bu yaşantımızla böyle bir şeyin olacağına inanmıyorum.

Âşık olan Ahu Tuğba nasıl olurdu?

Çok vericiyim ben, aslan burcuyum. Anaç ruhluyum. Ruhumdan gocunmuyorum, kavgam ve kinim yok. Ben hiç sevilmedim.

“Ünlüler Çiftliği evi uğurlu geldi. 14 yıllık eşimden boşandım.” dediniz. Evlenmekten çok boşanmaktan hoşlanıyor gibisiniz?

Evet doğru. Çünkü çok dolu dolu veriyorum. Bu yüzden istismar ediliyorum. Dünyanın öbür ucuna gittim, hakaretler ağır oldu. Bana ‘pis Türk’ dedi ve eşimi boşadım. Evliliklerimde hep gururum ön planda oldu. Baş kaldırmayı bilemedim. ‘Allah’ım bana niye böyle kinsiz bir kalp verdin.’ diyorum.

İsminiz hep müstehcen filmlerle birlikte anıldı. Bu sizi rahatsız etmedi mi?

Ben ona katılmıyorum, hâlâ oynuyor filmlerim. 60’ın üzerinde film yaptık. Gerçek hayat öyküleri çektik, polisten alıyorduk senaryoları. Benim öpüşme sahnesi dışında sevişme sahnem yoktur. Şu an genç kızlar anadan doğma sütyensiz, poşetsiz dolaşıyor. Benim böyle fotoğrafımlarım yok, mayolu var sadece. Gelinen nokta vahimin üstünde de vahim.

Ama bahsettiğiniz o dönem için ayıplanacak sahnelerdi. Aileniz tepki göstermedi mi bu filmlere?

Ailem beni ‘adlarını lekeledim’ diye reddetti. Henüz iki sene önce barıştık.

Bugün magazin programlarındaki ahlaksızlığın yolunu sizin filmler bir şekilde açmış olmadı mı?

Öpüşmek ayıptı, ben öpüşmeyi getirdim. Bir de öpüştükten sonra boyun veriyordum, hepsi bu. Mankenler bile sütyensiz çıkıyor şimdi. Oysa benden önceki 70’lerin seks filmleri iğrençtir.

Müstehcen bir sahne için sizi zorlamadılar mı?

Bir defasında böyle bir zorlama olmuştu. Rahmetli Berker’e “Bana bunu yaptıramazsınız.” dedim. Düğünden çıktım ve uyumadan sete gittim. “Kocam izin vermiyor.” dedim. O sahneyi çekmemek için evlilik yaptım.

Ünlüler Çiftliği’nde Kur’an okumanız ve namaz kılmanızla gündeme geldiniz. Yeni bir yüzünüz mü bu, yoksa eskiden beri olan bir şey mi?

Kameramanlar bizle birlikte kalmaya başladıktan sonra bu yüzüm ortaya çıktı. Bu beni çok rahatsız etti. Elimden geldiğince bu yüzümü saklamaya çalışmışımdır. Eyüp’e haftanın beş günü gizli yollardan kaçardım. Filmlerime Eyüp Sultan’ı ve Merkez Efendi’yi ziyaret etmeden gitmemişimdir. Maksim Gazinoları’nda da yapıyordum bu ibadetimi. Birkaç saat öncesinde odama kapanır, Kur’an okurdum, kimseyi içeri almazdım. Filmlerde kalan Ahu Tuğba imajıyla elimdeki Kur’an’ı birleştiremediler. Reklam için de olsa 2,5 saat kim okur her gün? Herkes uyurken niye kalkayım? Halk beni bu halimle destekledi, yoksa ülkeyi terk edip gidecektim. Hangi ülkenin sanatçıları bu arkadaşlar? Yazık! Sonlarını Allah hayır etsin. Edirne’den sonra kimse kimseyi tanımıyor, ülkeler var, bunu bilmiyorlar. Bu kompleksiniz ne ya! Bunların yarısının sonu intihardır.

İnancınıza saldırı yüzünden mi terk edecektiniz?

Havaalanından çevirdiler beni. Bazı arkadaşlarım beni aşağılayıp rencide etti. Allah kabul etsin diyebilirlerdi. İlk başta kolluyorlardı, sonra niye değiştiler anlayamadım. Hepsini karabasan basıyordu evde, beni hariç. Niye? Uzaydan gelmedim ben, elhamdülillah Müslüman’ım. Bu sabah da okudum 2,5 saat. Allah kabul ederse. Okuyarak çıkıyorum evden, okumadan adım atmıyorum.

Çiftlik evinin yanmasını neye bağlıyorsunuz?

Alay edilmeye. Kur’an’ımla her alay ettiklerinde karabasan bastı. Serpil Leyla’yı, Bekçi Yalçın’ı kurtardı. Dünya bir şeylerin üzerinde duruyor yani. Uçağa bindiğimde yanımdaki arkadaşlarıma Kur’an okuturum. Ayıp değil, iftihar ediyorum. Okuyacağım da! Kimse de baş edemeyecek. Huzur buluyorum, ağlıyorum ve rahatlıyorum. Yediğim ekmek, rızk O’ndan geliyor, şükrediyorum. Yarın yanına ibadetle gitmek istiyorum. Ölümden de korkmuyorum.

Bu kadar maceradan sonra Ahu Tuğba kendi içine döndüğünde ne görüyor?

Ahu Tuğba kim? Kendimi uzayda görmüyorum ki, hep kendi içimdeyim. Evimde yalnızım, tek başımayım. Komplekssizim, normal insanım. Yaşlanıyorum.

Yaşlanmak sizi nereye götürüyor?

Allah’a doğru yaklaşıyorum.

Sadece okumuyor, ezberliyor da

Civanım Bar çıkışında gözaltına alındınız. Bu işin aslı neydi?

Civanım’da hanımın biri bardak attı masamıza. Kalktık. Evim tam karşısında, yürüyerek eve gittim. Anneanne, “Torunu çağır, alkollü gitmesin, burada kalsın” dedi. Yanında yoktum, polisler gelmiş. Meğerse bu havaya ateş etmiş.

Siz alkol kullanıyor musunuz?

Kullanıyordum. Artık viskiyi kaldıramıyorum, midem almıyor. Votka, şarap, rakı koymadım ağzıma. Kur’an’da şarap haram yazıyor.

Kur’an markaları da sayacak değil ya! “Sarhoşluk veren her şeyin azı da çoğu da haramdır.” diyor. Sizinki “Haccıma da giderim, içkimi de içerim.” diyen Semra Özal Müslümanlığına benzedi.

Ya zaten kaldıramıyorum ki! İçmeyi beceremiyorum. Türkiye’yi idare eden işadamları var, beş vakit namazında. Ama ortamına girdiğinde iki yudum viskisini de içiyor.

Bu onun haram olduğu gerçeğini değiştirmiyor ama…

Kendi düşüncesi o, Allah’la onun arasında bir şey. Kul olarak kulu yargılayamaz ki! Yeter ki insanın içinde kötülük olmasın.

Hacca gidecek misiniz?

Üç kere Urfa’ya gittim. Eyüp Peygamber’in yanına üç kere gitmek hac sevabına yakın ya. Hacca gitmeyi de istiyorum. Allah ne zaman kısmet eder bilemem.

Başörtüsü takmayı hiç düşündünüz mü?

Kur’an okurken ne takıyoruz ki?

Vakit namazlarını kılar mısınız?

Bu ara maalesef kılamıyoruz. Ünlüler Çiftliği’nde bırakmıştım.

Cevşen de taşıyorsunuz…

Ama bunu okuyarak taşımak lazım. Yazdırdım bunu.

Kur’an’ı kimden öğrendiniz?

Eskiden beri okuyorum, şimdi 9 yaşımdaki kızıma öğretirken daha iyi ezberliyorum. Kızım benden güzel okuyor. Önce Arapçasını, sonra mealini okuyorum. Kur’an öğren diye indirilmiş, duvara as diye değil. Niye ben bu kadar yargılandım? Film çektim diye mi? Çok ağrıma da gidiyor, gidip evde ağlıyorum. Hiç vazgeçmemişim ki, niye şimdi vazgeçeyim. Anneme fenalık geliyor bazen, çok okuyorum diye. ‘Yeter artık, iki lakırdı edemiyorum’ diyor. Son ayrıldığım eşim Kur’an’ı iyi bilirdi. Diğer eşlerime abdesti ben öğretmişimdir. Serpil Çakmaklı’ya da, çocuğuna da abdest aldırtıp, eline Kur’an vermişimdir.

Şurada hepimiz misafiriz…

“Çok iyi eğitim aldım, ama benim ruhum avam.” diyen Ahu Tuğba hâlâ aynı fikirde mi?

Evet. İnsanları çok seviyorum. Tuvaletçi, çöpçü, kapıcı ayırt etmem.

Radikal yazarı Perihan Mağden sizin için “Ahu Tuğba bende merhamet duygusu uyandırır.” diyor.

Ne demek o?

Bitmedi. Devamında “Ahu Tuğba’nın erkek takımındaki muadili Nuri Alço’dur; su katılmamış kıroluğun karşılığı olarak.” diyor.

Canı sağ olsun. İyilik düşünüyorsa sağ olsun. Yargılayamam ki!

Tekrar 14 yaşında olsanız ve elinizi tokalaşmak için ilk kocanıza uzatmamış olsanız…

Hayatta evlenmezdim. Hiçbiriyle. Mesleğime daha büyük sarılırdım.

Yani çektiğiniz bütün filmleri bir daha çeker miydiniz?

Çekerdim ya da çekmezdim. Hangi meslekteysem ona sarılırdım. Yaptığım hiçbir şeyden utanmadım, benim hayatımdı. İnsanların yargılaması önemli değil, iyilikle anılmak güzel. Hepimiz misafiriz.

RÖPORTAJ: H. SALİH ZENGİN


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir