Yeni ekonomi ve internet

Teknoloji, tarihin her döneminde siyaset ve ekonomi üzerinde belirleyici rol oynamıştır. Henüz ateşli silahların bulunmadığı dönemlerde, demiri işleme tekniğine sahip olan toplumlar, diğer devletler üzerinde, kılıç gücüyle üstünlük kurdular. Osmanlı Devleti, Fatih Sultan Mehmet döneminde döktürdüğü uzun menzilli toplar sayesinde İstanbul’u fethetti. Daha sonraki dönemler ise ateş menzillerini uzatan Avrupa ülkeleri galebe çalmaya başladılar. Viyana yenilgisi bunun ilk habercisiydi.

1.Dünya Savaşında hava ve deniz gücü üstün olan taraf galip geldi. Atom bombasını ilk kullanan ABD 2. Dünya Savaşı’nı bitirdi ve dünya liderliğini ilan etti. Bilgisayar ve Uzay Çağı’na ayak uyduramayan Sovyetler Birliği parçalanmak zorunda kaldı. Çin ise bu gelişmeleri fark ederek ayak uydurmaya çalıştı ve bugün dünya ekonomisini sarsıyor.

Atom Çağı, Uzay Çağı, Bilgisayar Çağı derken, şimdi de İnernet Çağındayız. Üstelik sonuncusu hepsinden daha önemli ve etkin. “Yeni Ekonomi” olarak adlandırılan bu dönem, Sanayi Devrimi ile kıyaslanacak kadar önemli. Hatta ondan daha büyük değişimlere yolaçıyor.

İnternetin lokomotiflik yaptığı Yeni Ekonomi, elektiriği, motoru, tüm ulaşım araçlarını, sinemayı, radyoyu ve daha birçok gelişmeyi ortaya çıkaran İkinci Sanayi Devriminden çok daha büyük ölçüde dünya düzenini ve eknonomiyi etkiliyor. Bir çeşit tektonik dönüşüm yaşanıyor. Zenginlik el değiştiriyor. Yeni duruma ayak uyduramayanlar kaybederken, oyunu kurallarına göre oynayanlar kazanıyor. İlk defa 1969 yılında Peter Drucker tarafından “Enformasyon Ekonomisi” olarak adlandırılan bu süreç, son zamanlarda Network Ekonomisi olarak tanımlanıyor. Zira bilgisayarlar hayatımızı önemli oranda etkiledi, ama bir bakıma görevlerini tamamladılar. Şimdi ise asıl faktör, bilgisasayarlar arasındaki bağlantılar. Bilgisayarlar arasındaki alış-verişler, yani network, tüm eknomiyi farklı bir yerlere sürüklüyor. Ve bu bağlantıların aritmetik olarak çoğalması, beraberinde geometrik büyümeyi getiriyor. Bu ağa yeni katılan her bir üye, tüm ağın değerine değer katıyor. Böylece, sistemin dışında kalanlar da buna katılma ihtiyacı duyuyorlar.

Yeni ekonomide fiziksel duvarlar ve sınırlar ortadan kalkıyor. Hatta artık “fabrika” veya “üretim tesisi” de önemini yitiriyor. Nitekim Nike gibi dünyanın en önemli markalarının fabrikaları yok artık. Sadece network üzerinden siparişler alınıyor ve temin ediliyor. Birçok otomotiv firması parçaları bu yöntemle tedarik etmek üzere sistem kuruyor.

Kalite ve ucuzluk kolkola yürüyor artık. Haberleşme ucuzluyor, hatta bedavaya doğru gidiyor her şey. 1940’lı yıllarda bir ürünün milyonlarca adetinin bedava dağıtılacağı düşünülebilir miydi? Oysa şimdi Netscape bunu yapıyor. . Microsoft ve daha başka firmalar da milyonlarca ürünü bedava dağıtıyor. Ve dağıtarak büyüyorlar. G-mail örneği de ilginç. Hızlı, yüksek kapasiteli e-mail sistemini yaygınlaştırıyor….Üstelik ücretsiz. Ama gün geçtikçe gücü ve değeri artıyor bu firmanın. Yeniliklerin çoğunu da gençler gerçekleştiriyor. Bunların yaş ortalaması ise gün geçtikçe düşüyor.

Yeni ekonominin yıktığı ön kabullerden biri de Pareto kuralı. Meşhur İtalyan ekonomist Pareto’ya göre, satış karlarının yüzde 80’i, malın yüzde 20’lik diliminden elde edilir. Satış kanallarının ve rafların sınırlı olduğu dönemlerde bu doğruydu. Herkes çok satan malları öne çıkarır, diğerine fazla önem vermezdi. Oysa şimdi internet bu sınırları ortadan kaldırdı. Nitekim amazon.com’un internet üzerinden sağladığı gelirin yarıdan fazlası sürümü az olan ürünlerden geliyor. Televizyonlarda tematik kanalların çoğalması da bu trendin bir sonucu. Artık kabile ekonomisine doğru bir gidiş var. Aynı maldan kitle halinde üretip toplu satma dönemi geride kaldı. Artık azınlıkta olan tüketicileri de hesaba katmak zordunasınız. Yeni ekonominin sloganı, Peter Drucker’in deyimiyle, “Problem çözme, fırsat ara.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir