YERYÜZÜ CENNETİ MÜMKÜN MÜ?

Yeryüzünü cennete çevirmek mümkün mü? İnsanoğlunun en kadim rüyalarından biridir yeryüzü cenneti. Zira her insanın ruhuında cennet özlemi vardır. Hep vatan-ı aslisini arar durur. Düşünceyle, sanatla ve bilimle buraya ulaşmaya çalışır. Ama bu arayış bazen ters istikamete de götürebilir bizi. Çoğu zaman iyi niyetle yola çıkılsa da, cennetten ziyade cehenneme yaklaşır insanoğlu. Bugüne kadar yaşanan savaşların, zulümlerin başka bir izahı olabilir mi?


Yakın zamanda okuduğum bir kitap, bunları düşündürdü bana. “How to achieve A Heaven on Earth” . “Yeryüzünde Cennet nasıl kurulur” şeklinde tercüme edilebilecek kitabın yazarı Amerikalı John E. Wade.


Yazarın iyi niyetle yola çıktığından şüphem yok. Hatta bu amaçla bir de vakıf kurmuş. Dünya çapında çalışmalar yürütüyor.


Ama kitabı okuduğumda tam bir hayal kırıklığına uğradım. Zira bu kafayla yeryüzünde cennet kurmak mümkün değil. Bilakis, uzun vadede farklı kültürler arasındaki uçurumun büyümesine hizmet edecek bir sonuç ortaya çıkarabilir.


Dünyanın önde gelen liderleri, politikacıları, sanatçıları ve düşünürleri tarafından kaleme alınan makalelerden oluşan kitabın bütününe baktığınız zaman, tamamen Batı perspektifinden yazılmış bir eser ortaya çıkıyor. Daha doğrusu, Yahudi-Hristiyan klübünün bir manefestosu gibi… Böyle bir tablonun tüm insanlığı temsil etmesi ve kucaklaması mümkün değil. Zira dünyanın geri kalan kültür ve medeniyetleri yok sayılmış. Özellikle de İslam tamamen dışlanmış. Yer yer İslam’dan bahseden makaleler var. Ama buralarda da hep “öteki” ve “düşman” olarak ele alınmış.


İslamın böylesine yabancılaştırıldığı bir dünyada cenneti nasıl hayal edebilirsiniz. 1,5 milyar insan, yani dünyanın yaklaşık dörtte biri yok sayılıyor veya “tehlikeli” olarak addediliyorsa, böyle bir dünyada bırakın cennete ulaşmayı, yaşamayı bile hayal edemezsiniz. Oysa İslam medeniyetinin ve Müslümanların bu dünyaya nasıl renk kattığını görmemek büyük bir cehalet … Hele İslam medeniyetinin insanlık tarihine yaptığı katkılar olmadan bir dünya medeniyetinden, teknolojiden ve bilimden sözetmek mümkün değil. İnsaf sahibi her bilim tarhçisinin hakkını teslim ettiği gibi, İslam bilginleri olmadan insanlık bugünlere gelemezdi.



İmamı Azam Ebu Hanife, Biruni, El Hazirmi, El Fergani, Beni Musa kardeşler, El Battani, Farabi, İbni Sina, İbni Yunus, El Heysem, Bīrūnī, Ömer Hayyam, El Cezeri (robotun babası), İbni Haldun, Kerim Kerimov (Sovyet uzay programının kurucusu ve ilk insanlı uzay mekiği Vostok1’in, Salyut ve Mir’in önde gelen mimarlarından) ve daha nice Müslüman bilgin var ki, insanlık onlara çok şey borçlu. Bugün de eğer dünyada yaşanabilir bir huzur ortamı arzulanıyorsa, Müslümanların varlığı ve katkısı mutlaka dikkate alınmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir