Yiğit…Feta …Futuvvet

Futuvvet, tasavvufa dayalı, belli bir yaşam tarzı olan, mesleki bir örgütlenme biçimi. Feta, ideal insan anlamında. Her mesleğin, peygamberler ya da sahabeler içinden bir piri var.

Alev Alatlı, ’İş ki biz..’ adlı makalesinde, sorgusuz sualsiz aklı teslim etmeyi, moda kelimeler ve kavramları, ardında yatanı hiç düşünmeden kullanmayı utanç verici buluyor ve kendi değerlerimizden, kadim kavramlarımızdan öylesine uzaklaştık ki, ’yiğit’ kelimesini bile tanımlamadan kullanamaz olduk diyor. O her zaman ki gibi can yakıcı tespitlerini sıralamış, ’yiğit’ in kimliğini nasıllığını anlatmış, unutulan hasletlerimizden özelliklerimiz den bahsetmiş… Eğer söylediği gibi ’yiğitlik’ bile artık aramızda yaşamıyor, kitap sayfalarında, sözlüklerde kaldıysa nerde kaldı ki, feta ve futuvvet kavramlarını yaşatabilenimiz olsun… Yıllar önce yazdığım, aşağıdaki makaleyi tekrar ettim içim acıyarak…


FETA… FUTUVVET


İlk gençlik yıllarımdı. Mehmet Alagaş ın ’Şafak Mektupları’ diye bir kitabını okumuştum. İki arkadaşın karşılıklı mektuplarıydı yanılmıyorsam. Mahiyetini unutmuşum ama o kitaptan, yıllar geçti hiç unutmadığım bir söz var: “Adam arayanlar adam olsa, meydanlar adam dolardı Yakup…” O yıllarda adam arayanlar adam olabildiler mi, bilmiyorum. Eskiden adam olmak tescilliymiş.


Camiamızın büyük patronlarından, bir arkadaşımın bürosunda görüşebilmek için, sıramı beklerken sıkılmayayım diye, bir kitap uzattı, bir ara. Büyük şehir belediyesinin İstanbul la ilgili bir dizi yayınlarından, ’İstanbul esnaflarını’ anlatan büyük bir eser.


Futuvvet, tasavvufa dayalı, belli bir yaşam tarzı olan, mesleki bir örgütlenme biçimi. Feta, ideal insan anlamında. Her mesleğin, peygamberler ya da sahabeler içinden bir piri var. Belli erdem ve özelliklere haiz olanlar özel bir törenle, kuşak ve ’libas ı fütuve’ denilen şalvar giydirilerek kabul edilirmiş ve feta adını alırlarmış.


Kitapta, fütuvvetin büyüklerinden, mutasavvıf Sülemi den şöyle bir alıntı yapmış: “Melami şeyhlerinden bazılarına sizce futuvvet makamını kim kazanır, feta adını kim hak eder diye sorulunca dediler ki, Allah hepsine rahmet etsin, kimde Adem in özür getirmesi, Nuh un sebatı, İbrahim in vakarı, İsmail in doğruluğu, Musa nın ihlası, Eyub un sabrı, Davut un ağlayışı, Muhammet in cömertliği varsa; yine Allah hepsinden razı olsun, kimde Ebu Bekir in acıması, Ömer in hamiyeti, Osman ın utanması, Ali nin bilgisi bulunursa, sonra da bütün bunlarla beraber nefsini horlar, ayıplarını görürse o kimse futuvvet sahibidir, feta adını hak eder.”


“Futuvvet name i Sultan i de, fütuvvetin hz. İbrahim le zuhur ettiği, Kur an da İbrahim, Yusuf, Yuşa, Ashabı ı kehf ve Ali ye feta dendiği belirtilmektedir. Bu şahısların hepside Kur an da ideal insanın nasıl olduğuna dair birer misal olarak zikredilmektedir.”


Bu notları evliyayı kibardan bir dostuma okudum. Şöyle bir fıkra ile mukabele etti:


“Hocanın biri bir sohbette dili döndüğünce Allah ın mekandan münezzeh olduğunu anlatmaya çalışıyormuş. ’Allah yerde değildir, gökte değildir, sağda değildir solda değildir’ diye anlatırken, Bektaşi nin biri de kalkmış, ’yok demeye getiriyorsun da, dilin varmıyor’ demiş”


Bizimde dilimiz varmıyor, adam yok demeye ama bir kuraklıktır hüküm süren…


Siz, feta adını hak edecek, fütuvvet sahibi kaç babayiğit tanıyorsunuz? Önce futuvvet, sonra feta ve ondan sonra ancak göz aydınlatacak fetihler söz konusu olabilir… Şimdilerde ne feta yetiştirmeye programlı futuvvet ortamı var; ne de feta olma gayreti içinde yiğitler… Şair hemen söylesin şiirini: “Ne diye oyunda oynaştasın… Sen de Fatih in İstanbul’u fethettiği yaştasın…”


Handan Özduygu [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir