YİNE Mİ YÖK?

Ülkenin bunca problemi varken, hala YÖK meselesi gündemde. Bir zamanlar yasaklarla gündeme gelirdi YÖK. Şimdi başkan değişti. Kendisi, bilimsel özgürlükten ve demokrasiden yana olduğunu açıklıyor. Onu yakından tanıyan bilim adamları, Prof.Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın iyi bir akademisyen olduğunu söylüyor. Öğrencileri de iyi bir hoca, babacan bir insan olduğunu dile getiriyorlar. Bağımsızlıktan yana tavır koyan, “Rektörleri kendi haline bırakırsak harika işler yaparlar” diyen bir YÖK Başkanı var karşımızda. Ama bir kısım rektörler kıyameti koparmaya başladılar. Ve minel garaib! Böylesine bir gariplik ancak Türkiye’nin üniversitelerinde görülür.

“Yasaklar kalkacak” dedi ya, hemen ortalıkta türban edebiyatçıları gözüktü. Acaba bu yasakların içinde türban var mı, diye sormaya başladılar. Ve koca koca profesörler, yasakların devam etmesi gerektiği konusunda fetva vermeye başladılar. Hatta bunlardan biri, “Türkiye bir ulema devleti değil” diyecek kadar ileri gitti. Bu sözleri “bilim insanı” etiketi taşıyan birinden duyup da üzülmemek elde değil. Acaba o kişi “ulema” nın anlamını biliyor mu? Kendisinin de aslında ulemadan olduğunun farkında mı? Dahası ulema devleti olmak kötü bir şey mi? Eftatun veya Sokrat “filozof devlet adamlarından bahsedince iyi de, ulema olunca mı kötü? Peki bu yasakçılığın sürmesini isteyen rektörler kimler ve bugüne kadar hangi başarıya imza atmışlar? Başta eski YÖK başkanı Erdoğan Teziç olmak üzere, 19 rektörün uluslar arası bilimsel endekslere giren hiç yayını bulunmuyor. Dünya bilim sıralamasında Türkiye’nin esamesi okunmuyor. Yasakçı rektörlerimiz sayesinde sınıfta kalıyoruz. 75 milyonluk nüfusa ve 115 üniversiteye sahip olduğumuz halde…

Başarılarıyla gündeme gelemeyen insanlar, türban yasağı vb. başka konularla gündeme gelip ucuz kahraman olmayı tercih ediyorlar. Bunda şaşılacak bir durum yok. . Ancak son yıllarda sevindirici bir gelişme var: Türkiye iyiye gidiyor. Üstelik üniversiteler bile son yıllarda yayın sayısı bakımından ileri gitmeye başladı. Özellikle son yıllarda, TÜBİTAK desteklerinin artması sonucu, üniversitelerde yapılan araştırma sayısı her geçen gün artıyor. Yasakçı rektörlere rağmen…

Başörtüsünün sembol olduğu söyleniyor her fırrsatta. Doğruymuş meğer. Şimdi bakın bakalım, kimmiş bunu sembol yapanlar? Bilimi özgürleştirmek, üniversitelere hürriyet havası getirmek isteyen bir YÖK Başkanı var karşınızda. Daha ilk günden onu türban ile boğmaya çalışıyorsunuz. Bu hangi insafla bağdaşır sayın rektörler? Sırf türban serbest olmasın diye her türlü yasakçılığın sürmesini mi istiyorsunuz? Yasakçılıkla bugüne kadar nereye varabildiniz? Memleketin hangi problemini çözdünüz? O halde gölge etmeyin, başka ihsan istemeyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir