YUŞA/DEV TEPESİ”NİN SIRRI HATIRALAR/ METAFİZİK HARP

Bugün ki gibi Şeytanlaşmış Siyonistleri Allah’ın dini üzerine ehilleştirmek üzere gelen Peygamberlerden Hz. Yuşa, Yusuf Aleyhisselam’ın neslinden gelip, ona benzeyen HARP UZMANI olup, NUN’un oğludur.

Annesi ise Musa Aleyhisselem’ın kız kardeşidir. Mısır’da doğdu. Musa Aleyhisselem’dan sonra İsrailoğullarını TİH ÇÖLÜNDEN çıkarıp , dedelerinin eski yurdu olan Kenan diyarına götürdü. ARZ-I MEVUD’A (Filistin ve Şam Bölgesi) girdi.

AMALİKA kafirleriyle ve yerli kavimlerle uzun süre harp ederek, FİLİSTİN, ÜRDÜN ve ŞAM topraklarını ele geçirdi.

Yuşa Peygamber, Hz. Musa’nın, el- HADİR/ HIZIR Aleyhisselam’la tuzlu balığın METAFİZİK İSTİHBARAT ALEMİNDE remz/işaret olarak kullanıldığı İKİ DENİZİN buluştuğu yerdeki görüşmesinde yanlarında bulundu.

Bize göre bu iki denizin birleştiği yer Karadeniz ve Ege Deniz’inin birleştiği ve bir iç deniz olarak adlandırıldığı MARMARA DENİZİNDEKİ KIZ KULESİNİN OLDUĞU YERDİR. (Daha önce bu konuda bir çok gazete ve dergide röportajlarımız çıktı)

YUŞA, MUSA’YA:

– “ GÖRDÜM KÜ (İKİ DENİZİN BİRLEŞTİĞİ YERDEKİ KAYADA DİNLENDİĞİMİZ ZAMAN BALIĞA AİT GARİP BİR HADİSE OLDU. O BALIĞIN HALİNİ SİZE SÖYLEMEYE UNUTTUM. ONU SANA HABER VERMEYİ BANA ANCAK ŞEYTAN UNUTTURDU. O BALIK DENİZDE YOLUNU ŞAŞILACAK BİR ŞEKİLDE TUTMUŞTU” (KEHF SURESİ, AYET: 63)

BUGÜN YUŞA TEPESİ OLARAK ANILAN DAĞIN İSMİ VAKTİNDE “DEV DAĞI” İDİ ki, HZ. YUŞA ORADA GİRDİĞİ BİR SAVAŞTA 3 BİN YIL ÖNCE ŞEHİD OLDU !..

KABRİNİ TRABZONLU ŞEYH
YAHYA EFENDİ ORTAYA ÇIKARDI

Kaynak kişi: CAVİT YALMAN
D. Tarihi. 1324 (1908)
Adresi: Çamlıbahçe Mh. Asker Saime sk. No. 24 BEYKOZ

“ Dedem Ahmed Efendi, Yuşa Peygamberin kabirinin türbedarlarından idi. Seneler Sultan Abdülaziz’in (1850) şehzadelik dönemi…

Anneme anlattıklarını, annem da bana nakletti, ben de size aktarıyorum.

Bugün, Beşiktaş’ta türbesi bulunan ŞEYH YAHYA EFENDİ, Yuşa Peygamberin kabrinin yerini tesbit etmiştir. Şöyle ki:

Yavuz Sultan Selim, Trabzon’da Vali iken, oğlu Sultan Süleyman dünyaya gelir. Fakat kendisine sütanne tutulur. Aradan 40 küsur sene geçer, Sultan Süleyman Padişah olur. Yahya Efendi de büyük bir alim ve tasavvuf ehli olur. Nihayet bir gün padişah olan süt kardeşini ziyaret için İstanbul’a gelir. Kanuni kendisi için Beşikteş’ta kışlık bir dergah bir de Anadolu Kavağı- Sütlüce’de yazılık bir dergah hazırlatır.

Yahya Efendi, yazlık dergahında iken bir gece rüyasında bir zat karşısına çıkıyor ve diyor ki:

– “ BEN YUŞA PEYGAMBERİM, VE ŞU TEPEDE YATIYORUM. GEL YERİMİ TESBİT ET VE BENİ ZİYARET ET!”

Yahya Efendi sabah uyanıyor. “Hayırdır İnşaallah bu nasıl rüya” diyor.

Allah Allah…

– “ YUŞA PAYGAMBER FİLİSTİN DE DEĞİL Mİ?..” Bu nasıl rüya diyor. Fakat ikinci akşam aynı zat, karşısına çıkıp:

– “NEDEN GELMEDİN: BU DEFA YARIN GEL, BENİ ZİYARET ET!..” diyor.

Sabahleyin Yahya Efendi uyandığında bu defa rüyanın etkisi büsbütün kendisini sarıyor ve akşama kadar,

-“Hayırlar ola, acaba bu neyin nesi deyip, düşünüyor”.

Fakat her halükarda hala Yuşa Peygamberin kabrinin Filistin civarlarında olduğuna kilitlendiği için gitmeye lüzum görmüyor. Lakin gece olup uyuyunca, yine aynı zat karşısına çıkıp bu defa azarlayarak, tekrar aynı şeyleri söylüyor.

Sabah, gün açar açmaz bu defa Yahya Efendi müritleri ile birlikte bunca yolu aştıktan sonra rüyada belirtilen tepeye çıkıyor. Çıkar çıkmaz tepeyi inceleyip, kabrin yerini bulmaya çalışıyor. Bir taraftan da oranın yerli ahalisini gözetleyip, onları durdurup bilgi almak istiyor. Nihayet koyunların otlatan bir çoban görüyor ve kendisini “ne zamandır buralarda çobanlık yaptığını” soruyor.

Çoban…

– “10 seneye yakın buralara gelirim” deyince,

kendisine bu ahalide kendisine olağanüstü gelen şeyler olup olmadığını soruyor.

Çoban bu soru üzerine YAHYA EFENDİ’ Yİ bir yere götürerek:

– “ EFENDİM; ŞU YERİ GÖRÜYOR MUSUN?ÜZERİ YEMYEŞİL OT OLDUĞU HALDE, KOYUNLARIMI BU OTU YEDİRMEK İÇİN HER SEFERİNDE BURAYA GETİRİYORUM FAKAT KOYUNLARIM NEDENSE BU YEŞİL OTUN OLDUĞU KISIMA HİÇ UĞRAMAYIP İKİYE AYRILARAK BİR KISMI BU YERİN SAĞINDAN BİR KISMI DA SOLUNDAN GEÇİP GİDİYORLAR. AHA ŞU İLERİDE YİNE BİRLEŞİYORLAR . YANİ BURAYA BASMIYOR OTUNU DA YEMİYORLAR.”

Diyor.

Bunun üzerine Yahya Efendi o yeri tesbit ediyor ve yeri işaretliyor. Padişaha naklediyor. Oraya bir türbe inşa ediyorlar. O zamanda bu zamana ziyaret ediliyor. Aynı zat olayı şöyle anlatıyor:

“BEN ÇOCUK YAŞLARIMDA İKEN, YUŞA PEYGAMBERİN TÜRBESİNİ ETRAFINDA OYNUYORDUM. BİR TAKIM İNSANLAR GELDİLER, KAZI YAPTILAR. İNSAN KAFASIYLA, İSRAİLOĞULLARININ BAYRAĞININ TAŞA YONTULMUŞ ŞEKLİNİN ÇIKARILDIĞINI GÖZÜMLE GÖRDÜM.”

İkinci kaynak kişi:

DOĞUM: 1938
D. YERİ: ÇANKIRI
YUŞA-CAMİ İMAM HATİBİ

“ 1961 senelerinde Hacı Osman Efendiden ders okuyorduk: Yuşa Peygamber hakkında kabrinin Beykoz’daki ismi verilen tepe de olup olmadığı sorduk. Bize dedi ki:

“TARİH KİTAPLARINDA BU PEYGAMBERİN KABRİNİN EFRAHİM DAĞI ETEKLERİNDE, ERİHA KARYESİNDE OLDUĞU YAZIYOR, BURADA DEĞİL..”

Bir müddet sonra bize dedi ki:

“Size bir şey anlatacağım, Ben size Yuşa Peygamberin kabri burada değil demiştim. Fakat geçen gün misafirlerim geldi, onlarla beraber Yuşa tepesine çıktık, sohbet ettik. Geriye döndüğümüzde takriben 300 metre beriye geldiğimizde arka kısımdan hafif bir ses işittim.

GERİYE DÖNDÜĞÜMDE KABİRDEN BİR KOL ÇIKARAK, ELİNİN ENSEME DOKUNDUĞUN GÖRDÜM VE YERE KAPAKLANDIM. TABİİ HATA ETTİĞİMİ ANLADIM. BUNU SİZE BÖYLECE ANLATIYORUM BİLGİNİZ OLSUN.” dedi.

Yuşa Tepesindeki Hz. Yuşa Peygamberin kabri, bugün 17 metre uzunlukta ve 4 metre genişliktedir. Bu kabir niye bu ölçüde yapılmıştır, bilinmez. Belki de Osmanlı döneminin insanları bu zata böyle büyük bir kabri uygun görmüşlerdir.

HZ. YUŞA’YLA LATİFE

PALTOMDAN YAKALANDIM

Konunun bu kısmında şimdi izninizle (HAKAN Yılmaz Çebi/netpano.com) bir hatıra da ben anlatayım:

Gazetecilik mesleğini soytarılaştıranların arasından sıyrılıp, başka meslekler denemeye karar verdiğim 1997- 98 yılları arasında kısa bir dönem KÜTAHYA- GÜRAL PORSELEN’DE, Hatice Kübra hanımla Anadolu yakası Halkla ilişkiler ve Müşteri temsilciliği görevini yürütüyorduk. Bir gün önce İstanbul’a geldiğimden bu yana ilk defa ondan duyduğum Yuşa tepesini ve o civarda bulunan evliyaların türbesini gezmeye karar vermiştik. Ertesi gün ilk iş olarak yolumuzu Beykoz tarafındaki porselen satan züccaciyeci esnafa düşürmüş işimizi çabuk bitirip o güzel bahar mevsimin de hemen istikameti bu kutsal mekanlara çevirmiştik.

Yuşa tepesine geldiğimizde her ikimizde uzun uzun dua ettik, Kübra Hanım önde ben 5-10 metre arkasında tam kabri terk ederken içimde anlamlandıramadığım
muazzam bir neşve hissettiğimden, içimden Yuşa Hazretlerine latife yapmak geçti ve:

– “ Efendim size saygım büyük ama endamınızı bayağı abartmışlar “deyip muzipçe gülüştük ki tam o an da dar dairede öyle bir hava akımı oluştu ki , paltom adeta sırtımdan sıyrılacak kadar havaya kalkıp, etekleri Yuşa Hazretlerinin kabri çevreleyen demir parmaklılara takıldı. Ne kadar çekiştirdiysem bir türlü kurtulamadım bu olan bitenlere Kübra kardeşim de şaşırmıştı, ben palto yırtılırsa yırtıysın deyip olanca gücümle asıldım zira oluşan hava akımı neredeyse nefes almamızı bile engelleyecek kadar güçlü ve de soğuktu ki ben bu defa:

– “Efendim, özür dilerim terbiyesizlik ettim, kabriniz endamınıza göreymiş” dedim. Hem o küçük hortum benzeri hava akımı kesildi hem de ben paltoma kavuştum. Herhalde astarı paramparça olmuştur diye baktığımda ise en ufak bir iz bile yoktu…

Bu olayı her Yuşa Hazretlerinden bahsedilen mekanlarda anlatır, gülerdik ancak yukarıdaki HACI OSMAN EFENDİ’nin yaşadığı hatırayı öğrenince ben de BU DEFA İYEDEN İYİYE şaşırdım. Kim bilir DAHA kimlerin, BU SEÇKİN MEKANDA daha ne gibi ilginç hatıraları vardır.

Aslında bir de onları araştırıp, derlemek lazım. Kim bilir ne hikmetler ortaya çıkacaktır…

SON SÖZ:

İsrailoğulları bir takım ŞEYTANLARI (LUCİFER/GRAM) ve bir takım CİNLERİ, TANRI olarak tanıdıklarından bu yana kendilerine ıslah etmek için gelen peygamberlerine de iftiralar attılar. Örneğin Salamon/HZ. SÜLEYMAN’ı en büyük BÜYÜCÜ ilan edip, gücünü ilahi ikramlara değil büyüye, Allah’ı imtihan sırrına binaen verilmiş şeytani kudretlere ithaf ettiler, bu amaçla YÜZÜKLERİN EFENDİSİNİ, HARRY POTERLERİ çekiyorlar, DA VİNCE’NİN ŞİFRESİ gibi uluslar arası geyikleri pompalıyorlar ancak;

Çıkarılan üç beş taş, beş on totem ve ritüeller ritüeller…
KUTSAL TABUT ‘U beyhude arıyor DOLAPBEYGİRLERİ!..

Yararlanılan kaynak: HAZRETİ YUŞA (Hazırlayan, H.H. Ali Yalçın, Hz. Yuşa Camii İmam-Hatibi)

Hakan Yılmaz Çebi
Halkbilimi uzmanı
Gazeteci-Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir