“ZAĞANOS” BİR KUŞTUR

Zamanın çok ötesinde kalmış anılarım ile hatırlarım hep memleketim Balıkesir’i. Aklımda Arnavut kaldırımlı daracık sokakları, faytonların çıkarttığı monoton nal sesleri ve Gulyabani hikâyesini anımsatan yaşantıları ile o ürkütücü ahşap evler gelir aklıma hep.
Geride kalan o günleri hatırladığımda ise bir kasvet duygusu kaplar içimi.

Adını tarihe efsaneleri, evliyaları, zaferleri, güzel kasabaları ve unutulmaz kahramanları ile duyurmuş memleketim.

İşte manevi kahramanların adına yapılmış eserleri ile şehrimi bütünleştiren camiler, külliyeler ve türbeler. Merkezde Yeşilli Cami, Yıldırım Paşa Cami, Hasan Paşa ve İlyas Paşa hanları, birde Fatih Sultan Mehmet’in lalası adına yapılmış “Zağanos Paşa” külliyesidir ilk gözümüze çarpanlar.

Şehrin tam merkezinde kurulmuş, fetihten 8 sene sonra inşa edilen bu heybetli taş yapının inşaatında bizzat kendi çalışmış Zağanos Paşa. Dalları toprağın içine kök salmış bir çınar gibi sağlam, manevi bir kalkan gibi kuşatmış şehri ve onun ile bütünleşmiş memleketimin adı.

Önünden defalarca geçip, hikâyesini yıllarca dinlerdim Zağanos Paşanın. Şimdi işte o caminin içindeyim. Avluda, ulu ağaçların altında yeşil örtüsü üzerinde serilmiş sessizce yatan babamı son yolculuğuna uğurluyorum. Biraz geride Zağanos Paşa türbesine dayanmış dururken birden bir yazı ilişiyor gözüme.

“Zağanos Bir Kuştur

Arnavut asıllı bir göçmen olan Paşanın her ne kadar “Zağanos” ismi ile yabancı olduğu düşünülse de “Zağanos” bir Şahin türüdür. Hatta sözlükte “Zağanos bir doğandır” diye yazar. Bu kelimenin Türkçemize hangi dilden geçtiği de açıklanmaz.

Tarihimizi okurken o kadar çok yerde Zağanos Paşa ismine rastlanır ki. En çok sözü edilende Fatih Sultan Mehmet’e şehzadelik döneminde verdiği özel eğitim ile onu cihan Padişahlığına hazırlamasıdır. Şehzadeye Rumca ve Latinceyi öğretmesi yanında, dünya edebiyatından örnekler sunup ona çok özel bir eğitim ile yetiştirmesidir. Ayrıca şehzadeye askerlik alanında özel taktikleri de öğreten yine odur. Zağanos Paşa, şehzadeye Eflatun’un Muhaverelerini, Plutargue’nin “Büyük Adamların Hayatları”nı, Sofokles’in oyunlarını, Homeros’un “İlyada” sını okur, ona eski medeniyetlerin tarihlerini anlatarak dünya hakkında bilgiler verir. Çünkü o şehzadeyi “Cihana Şamil” bir padişah olarak yetiştirmek üzere programlamıştır.

Delos Kâhini Calchas ile karşılaşmaları.

Çünkü onun cihan padişahı olacağına dair pek çok işaretler vardır.
Bir gün Şehzade Mehmet Zağanos Paşa ile Trakya ovalarında at koştururken kaybolur. Tam o sırada karşısına iki büklüm olmuş bir ihtiyar çıkar.
-Ey ihtiyar! Ben Varna’da galebe (yenme-yengi) çalan Türkün oğluyum. Ya sen kimsin?
-Adım Calchas. Delos adasındaki Apollon Mabedinin kâhiniyim. Ey atlı! barbar akınlardan beri bu yollarda gördüğüm en asil atlı sensin. Eğer Delos adasında bir gün Asya’dan geleceğinden söz edilen “İlahlar Toprağının” varisi sen isen bu sözlerimi sakın unutma ve bu günü hatırla.
“Asya ordularının başına geçeceğin gün seferlerinin birinde eski zamanların ganimetlerinden binlerce şişe arasından bir şişe bulacaksın. Onu kırma o muhyi (Hayat veren) bir iksir doludur. O iksiri yere dökme. Çünkü susayacağın bir gün o sana hayat verecektir” der.

Zağanos Paşa şehzadeye bu olayı çoğu kez hatırlatarak “Romanın Fatihi sensin. O Varna ovasında kaybolduğun gün Delos kâhininin sözlerini hatırla” diyerek onu hep Romanın Fethine hazırlar.

Ayrıca Fatih Sultan Mehmet ile akrabalık bağları olan Zağanos Paşa Sultan II. Muradın kızı Fatma Sultanı kendine eş olarak alarak şehzadenin eniştesi olur. Aynı zamanda başka hanımından olan kızını da Şehzade ile evlendirip sultanı da kendine damat yapar. Sultanın en yakınında ve en güvendiği adamı olma sıfatı ile vezirliğe yükselir. Cesareti, dürüstlüğü ve kahramanlıkları ile birçok seferde kendisine görevler verilir.

O, İstanbul fethinin en cengâver askerlerinden biridir. Fetihte ki rolü çok büyüktür. Fetih öncesi sultanın emri ile Rumeli hisarının inşasında çalışır. Hisarın Zağanos Paşa kulesinde adına bir kitabe vardır. Orada adının başında “Bin Abdullah” diye yazar. Osmanlı donanmasının karadan Kasımpaşa’ya indirilmesinde çok başarı göstererek bu zor işin altından da kalkmasını bilir.

İstanbul’un kuşatmasında Galata’nın Cenevizlilerden alınması yine kendisine sunulur. O, Cenevizlilerle bir anlaşma imzalayarak bu işi sulh yolu ile halletmeyi başarır. Haliç cephesinin idaresi tamamen kendisine verilmiştir. Kuşatma sırasında büyük velilerden Akşemseddin Hazretleri, Mola Gürani, Mola Hüsrev ile birlikte çalışarak muhasaranın kalkmasını isteyenlere karşı ayrıca bir savaş verir.

Zağnos paşa tam 57 gün emrindeki cengâverleri ile Eğri kapı ve Haliç kulelerini zorlar. O İstanbul Fethinin en azimli askerlerinden biridir.
Artık fetih büyük bir başarı ile sonuçlanmıştır. Fetihte gösterdiği büyük başarının sonucunda kendisine Fatih Sultan Han tarafından “Gelibolu Sancak Beyliği” verilir. O artık hem Kaptan-ı Derya, hem de Paşadır. Emrinde 40 gemi vardır. Taşoz ve Semenderek adalarını fethederek başarısını bu alanda da gösterir.

1460 da Mora adasında çıkan isyanı bastırır. 1461 de Fatih Sultan Hanın Trabzon Rum İmparatorluğuna açtığı sefere katılır.
1467 “Trabzon Sancak Beyi” olur. Trabzon’un fethi sırasında âşık olduğu Prenses Anna ile evlenir. Trabzon’da kendi adını taşıyan Zağanos kalesi ve Zağanos Köprüsü onun adını yaşatan ve hala ayakta kalan eserlerdir.

1469 Balıkesir’e tayin edilen Paşa burada da boş durmayacak, pek çok eser ile adını günümüze taşıyacaktır. Türbesinde sandukasının üzerinde duran kavuğu ise ona İstanbul’dan Hz Hızır (a.s) vasıtasıyla getirildiği rivayet edilir.
Çalışkan, yardım sever, devletine sadık bir askerdir o. Balıkesir’e yaptırdığı cami, hamam, külliyelerle hizmetlerini çoğaltacak bu şehrin koruyucu hamisi olacaktır. Adı Balıkesir ile birlikte anılacaktır.

Balıkesir:
.
Çoğu yerde “Karasi” olarak geçer memleketimin ismi. (Eski Hisar) anlamında ki“Paleao- Kastro” adını pek az kişi bilir.
Bir zamanlar Hitit devletine ait olan bu topraklar tarih içinde Frikya, Lidya, Pers krallıkları ve Makedonya sınırları içinde kalmış. Daha sonra Bergama Krallığı hâkim olmuş buralara. (1071) Malazgirt zaferinden sonra 1303 yılında Anadolu Selçuklu Devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah, şehri Selçuklu Oğuz Türklerine katınca Karasi Oğulları fatihlerine duydukları saygılarından şehre “Karasi” adını vermişler. Daha sonra da Karasi Beyliği şanlı Osmanlı Devletine katılarak Anadolu beyliğinin 14 sancağından biri olmuş.

İşte benim memleketim ve memleketimin ölümsüz hamisi, Hak yolunun yolcusu Zağanos Paşa.

Ölümsüzlük; geride bıraktıklarımızda yaşar.
Rabbini bilen, hep var olacağını da bilir.
Varlık ve de yokluk; arifin nazarında ezelin de ebedin de bir farkı yoktur.
Avam hep kendinden, arif ise hep Haktan konuşur.
Haktan konuşanın aşka vefası çoktur.
Kalbi halis olmayanın vefası da yoktur.

“Rabbini bildiğinde,
Kendinden vazgeçtiğinde,
Başkalarını kendinden çok sevdiğinde,
“BEN” değil, “BİZ” dediğinde,
Kendinden değil, Rabbinden söz ettiğinde.
Vefayı yüreğinde hissettiğinde,
Sende olursun Hak yolunun yolcusu…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir