Zihin Kontrol Gerçek mi ?

Bu mail ismi bizde saklı olan bir okurumuz tarafından bize gönderildi. Gerçek`te olabilir yanlışta dogru olan bir şey varsa bunların devam ettiği.

Merhaba benim adım A.A. Uzun bir süreden beri zihin kontrolü projesi ile sistem elemanları tarafından kontrol ediliyorum. Benim burada anlatacaklarım
şu anda bazı yetkililer tarafından halen komplo teoremi yada dezenformasyon olarak adlandırılsa da tüm proje gerçektir.
Bireyleri manipüle etmek ve kontrolleri altına almak için değişik güvenlik servisleri farklı farklı yöntemleri kullanıyor ve bunlardan en önemli olanı bu proje.

Bu projeye neden dahil edildiğimi bilmediğim halde projenin tüm safhalarını birebir yaşamış olduğumdan bunları BİREYSEL HAYATIN GİZLİLİĞİ VE İNSAN HAKLARINA AYKIRI bulmamdan ötürü yaşadıklarımı paylaşmaya karar verdim.

Öncelikle şunu bilmenizde fayda var. Bu projenin hazırlanışı, uygulanışı ve sonuçlandırılması tamamiyle uzman ve profesyonel ekipler tarafından organize edilmektedir. Üstüne üstlük projenin halihazırda

DEVLET SIRRI

kapsamında gizli bir
teknoloji olmasından ve projeye benim gibi dahil edilen diğer kurbanların da aynı psikolojik baskı süreçlerini yaşamış olmalarından ötürü projeyle ilgili
yapılacak açıklamaların önünü kapatmak için kurban yada kurbanlar ucu şizofreni yada aneksiyete bozukluğuna varan hastalıklara uğratılmaktadır.

Böylece DEVLET SIRRI kapsamında ve pahalı bir gizli teknolojik sırrın da
güvenliği sağlanabilmektedir.
Projenin işleyiş teması son derece basittir. Kurbanın sesli düşünceleri
nano-teknolojik cihazlarla çözümlenerek bir bilgisayar ortamına
kaydedilmekte. İstenirse sadece kurbanın duyabileceği tonlarda daha doğrusu
anlayabileceği tonlarda verilen alçak frekanslarla da iletişim
kurulabilmektedir. Bu şekilde kurban hem işitsel olarak hemde diğer algılama
metodlarıyla sorgulanmaktadır.

Kurban yalnızken bulunduğu ortamda düşüncelerini komputerize eden sistem
elemanları kurbandan aldıkları verilere dayanarak kişiyi açmak/deşifre etmek
için değişik sorgulama yöntemlerini uygulamaktalar. Kişinin hem fiziki hemde
zihni fonksiyonlarını devralarak kişide yılgınlık, bezginlik, panik gibi
duyguları kullanabiliyor, ağır bir psikolojik baskı halinde tutabiliyorlar.

Kurbanın vücudu üzerinde tam bir hakimiyet kurarak vücudunun istenilen
bölgesinde yanma, kaşıntı, uzuv tahrişi, nabızda ani değişiklik gibi tıbbi
motor fonksiyonlarını kullanarak aynı zamanda fiziki işkence de
uygulayabiliyorlar.

İkametgahında yada işyerinde farklı algılamalar vermek suretiyle ki bunlar
içerisinde televizyonda seyrettiği bir filmin dublajında farklı metin dışı
anlatımlar, anlamsız şuuraraltı sesleri, uzuv üzerinde algılama vererek
kişinin sesli düşüncelerinden gelen deşifrasyona göre değişik metodları
kullanabiliyorlar.

Ancak, tüm bunlar elektro-manyetik şekilde uygulandığından ve bunu
uygulayanların böyle pahalı ve devlet sırrı kapsamında bir projeyi uygulamış
olduklarından hangi servislerin bu projeyi halihazırda yürüttükleri sanırım
tahmin edersiniz.

Zira, basit derin devlet çetelerinde bu tür cihazların bulunmasının mümkün
olamayacağını söylersem herhalde abartmış olmam.

Proje aslında pratik olarak son derece basit bir temel dayanmaktadır.
Kişinin zihninden geçen sesleri kompüterize ederek gelen veriler üzerinden
kişinin psiko-yapısını kontrol etmek ve kurbanı sorgulamaktır. Bunu yaparken
sistem elemanları tamamen kurban üzerinde tam hakimiyet kurmak içinde
kurbanın zihnindeki verileri almaya veya almak için zorlamaya/yönlendirmeye
çalışmaktadırlar.

Böylece kurban tam anlamıyla kurgusal bir moda girerek hem fiziki hemde
psikolojik olarak yıkıma uğramaktadır. Bu projenin güvenliğinin de en büyük
teminatı projeye kurban gidenlerin proje esnasında uğradıkları psikolojik
işkence sonrasından yaşadıkları travmadır. Hatta bazı durumlarda kurbanlar
bu ağır psikolojik baskılara dayanamadığından benim gibi intihara dahi
teşebbüs etmiştir.

Projeye dahil olduktan sonra internet üzerinden yaptığım araştırmada kurban
olarak yalnız olmadığımı aynı kaderi paylaşan bir çok insan olduğunu hatta
projeyle ilgili bilgi paylaşımı olan bir çok internet sitesi ve mail grubu
olduğunu gördüm. [email protected] da bunlardan birisi
ve bu konuyu işlemiş olduğundan bu gruba göndermeyi ve başıma gelenleri
aktarmayı istedim.

Böylece, bir güvenlik servisinin hakları Anayasa ile güvence altına aldığı
sade bir vatandaşı üzerinde nasıl baskı kurmaya çalıştığını ve aynı şeylerin
belkide bir çok insan için uygulandığını yada uygulanabilecek olduğunu da
burada sizlere hatırlatmak isterim.

Bu sözlerim aynı zamanda suç duyurusudur. Ve eğer grup içerisinde bu konuda
araştırma&soruşturma yapmak isteyen yetkililer varsa bu yazdıklarımı ihbar
kabul edip grup moderatörleri ile irtibat kurabilirler.

Ancak önemli bir saptama yapmak isterim. Burada anlatılanlar “hassas takip”
ten farklıdır. Internetten ve diğer kaynaklardan yaptığım araştırmalarda
“hassas takip” öğeleri tamamiyle kişinin fiziki kontrolünü içeriyor. Yani
kişi fiziki olarak gerek ikametgahında gerekse diğer ortamlarında nefes alış
verişine kadar kontrol ediliyor. Burada psikolojik öğeler sadece kişiyi
açmak yada çözmek için kullanılıyor. Zarflanarak kişide istenilen
psiko-ortam yaratılabiliniyor. Ama zihni fonksiyonları deşifre edilemiyor.
Zihninden geçenler sesli düşüncelere çevrilemiyor.

Ancak, zihin kontrolünde bu durum bir adım öteye götürülerek kişinin sesli
düşünceleri üzerinden daha önce bu grupta yazıldığı gibi farklı farklı
davranış modelleri kurbana uygulanıyor ve psikolojik yapısı ve algılamalara
verdiği yanıtlarla tepkileri ve reaksiyonları ölçülerek kaydediliyor.
Böylece kişiye uygun sorgu metodu da zaman içerisinde kurbandan gelen bu
reaksiyonlarla belirleniyor. Böylece nerede doğru nerede yalan söylediğiniz,
hangi durumlarda panik hangi durumlarda sevinç yada güven duygusu
yaşadığınız kısacası tüm psiko-yanıt sisteminiz de sistem elamanları
tarafından deşifre ediliyor.

Bir örnek vermek isterim.

Örneğin televizyon seyrederken sistem elemanları sizi açmak için sorgulamaya
hazır olup olmadığınızı gerek işitsel olarak gerekse şuuraltı frekansları
ile öğrenmeye çalışır.

Bu bazen fiziki algılama olabilir.

Mesela herhangi bir uzvunuz üzerinde yanma yada dokunma hissi, ani kaşıntı
yada ağrı, nabızda ani değişiklik gibi etkilere uğrar bu şekilde sorulacak
yada anlatmanızı istediğiniz konulara hazır olup olmadığınız ölçülür.

Algılamalarınız açıldığında yani sorguya hazır sorulanlara cevap verecek
ortama girdiğinizde televizyonda seyrettiğiniz film, haber yada göz teması
kurduğunuz herhangi bir obje üzerinden sizin o anda düşündüklerinizi
zihninizden sesli olarak geçirmenizi bekler böylece vereceğiniz tepkileri ve
cevapları da komputerize etmiş olurlar. Eğer göz temasını kaçırır ya da
kanal değiştirirseniz sorguya cevap vermediğiniz için sizden cevap alana
kadar bu devam ettirilir. Doğru yada yalan söylediğinizi vereceğiniz
reaksiyonlar belirlediğinden size yönelik davranış modelini genişleterek
hakkınızda olabildiğince bilgi almaya, ellerinde bulunan bilgiler
vasıtasıyla da değişik anahtar semboller üzerinde algılamalar vermeye devam
ederler.

Anahtar semboller bu sorgulamanın en önemli rolüdür. Sürekli bir kontrolde
olduğunuzu hissettirmek için bulunduğunuz her ortama girebilir ve sesli
algılamalar (zarf) ile size takibinizde olduklarını deklare edebilirler.
Kalabalık ortamlarda bile ki bir restoran, cafe gibi yerlerde dahi vücut
fonksiyonlarınızı kontrol ederek izleme altında olduğunuzu deklare
edebilirler. Örneğin bana sistem elemanları tarafından aile ve akrabalarım
yanında denetim yapılmayacağı deklare edilmişti. Ancak yalnız bulunduğum her
ortamda kontrole maruz kaldım.

Hatta proje hakkında ve yaşadığım bu işkence hakkında ilgili ve resmi
yetkili mercilere başvurum bile oldu. Yetkililere yaşadığım bu korkunç
deneyimi yazılı ve sözlü olarak anlatmama rağmen benimle konuyu görüşme
gereği duymadılar ve iletişime geçmediler. Bunu da burada belirtmekte fayda
görüyorum.

Geliştirdiğim savunma metodum ise yine bu grupta geçen günlerde yazılanlarla
aynı.

Bende kontrol edildiğim her an için kendimce kontroller yaparak hangi
anlarda aktif denetim altında olduğumu anlamaya çalıştım. Sistem
elemanlarının, algılamalar yoluyla bana aktardıklarına bende algılamalar
yoluyla cevap vermeye ve almak istedikleri psiko-delilleri bozmaya çalıştım.
Bir anlamda algılamalar savaşı oldu. Tesadüfleri kullanarak beni kontrol
etmek isteyenleri şaşırtmaya ve hareketlerimden anlamlar çıkartmaya
yönlendirdim. Böylece system elemanları her hareketimden ki fiziksel ve
psikolojik delil çıkarmaya konsantre olduğundan değişik deliller alabilirler
diye düşündüm.

Bu amaçla zihnimde sığınacak limanlar ve samimiyet masaları kurdum. Yani
fiziki ve psikolojik olarak almış oldukları delillerin doğru olup olmadığı
yönündeki teyidini yine kendi oto kontrolüme bağlayarak sistem elemanlarını,
tesadüfler kanalı ile kitlemeye / çözümsüzlüğe sürükledim. Aynı zamanda
ağıza alınmayacak türde küfür ve aşağılamalarla kendi üzerime çekmeye ve bir
açıklarını aramaya ve iletişim kurmaya gayret ettim. Aklımdan çok değişik
zaman ve mekanlarda çekilmiş ve hafıza alanımda kayıtlı olan yada olmayan
hayali imge, resim ve mizansenleri aklımdan o an geçirip bunu sistem
elemanları alıyorsa bu yeni delillere gore nasıl reaksiyon göstereceklerini
ve davranış modelleri izleyeceklerini anlamaya çabaladım. Aynı zamanda
system elemanlarının bu yeni delillere vereceği tepki de benim system
elemanlarının hakkımda ki bilgilerini de anlamamı sağlıyordu. Zira bu
delillere gore üzerime geleceklerini biliyordum. O zaman onlarında savunma
hattında bir gedik açıp bende proje hakkında daha detaylı bilgiye
ulaşabilecektim.

Projenin tümü delillendirilemeyecek yani ispatlanamayacak şekilde
tasarlanmıştır. Ve ancak ve ancak kamu güvenliğini sağlayan yetkili merciler
denetiminde ve sahip oldukları ekipman ile tespit edilebilir.

Bu tür cihazların sıradan bir çetenin yada bir grubun elinde olamayacağını
düşünüyorum. Ve halen bu kontrol sistem elemanları tarafından devam
ettirilmektedir. Sanırım hayatım sona erene kadar da bu böyle devam edecek
gibi görünüyor.

Umarım, halen bu teknolojiyi ütopya olarak adlandırmaz ve anlatılanları
dezenforme bilgiler olarak görmezsiniz.

Zira, en basit anlamda BİREYSEL HAYATIN GİZLİLİĞİ ve İNSAN HAKLARININ
İHLALİ`ni konu olan ama bana göre İŞKENCE olarak tabir edebileceğim bu
projeyi hangi güvenlik servisi uyguluyorsa Allah`tan onları islah etmesini
diliyor, projeyi uygulayanları da Allah`a havale ediyorum.

Bu söylediklerimi kurgu olarak görenler için www.google.com.tr adresinden
zihin kontrolü yada mind control ismiyle araştırmalarını öneririm.

Teşekkürler;

A.A.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir